2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 23, 25 ve 26 ncı maddelerinde; üniversite biriminde açık bulunan yardımcı doçent, doçent ve profesörlük kadrolarının rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edileceği, yine aynı maddelerde; üniversitelerin, atama için aranan asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebileceği hüküm altına alınmıştır.

 

        Ayrıca uygulamada 2547 sayılı Kanunda ifade edilen bu ek koşullar yanında kadroya özel koşullar getirebileceği de kabul edilmektedir. Danıştay'a göre, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olan ‘ek koşullar' belirleme yetkisi, yapılacak atamalar için öngörülen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki kriterleri belirlemeyi ifade etmekte olup, üniversitelerin ilan ettikleri bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda getirdiği özel ve o kadroya özgü spesifik koşullar ise Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi değildir.

 

        Konu hakkında Yükseköğretim Kuruluna gelen ve incelenmek/soruşturulmak üzere ve incelenmek/soruşturulmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilen şikayet dilekçelerinde; üniversitelerin akademik personel alımı için ilana çıktığı kadrolara ilişkin olarak ek koşullar belirlediği, ancak söz konusu ek koşulların bir adayı işaret edecek biçimde spesifik olarak belirlendiği ve böylece ilana diğer adayların katılımın engellendiği, ilanlara konulan ek koşullar yoluyla belirli kişilerin alınarak üniversitede kadrolaşmaya gidildiği şeklinde iddialar yer almaktadır. Yapılan inceleme ve soruşturmalarda Üniversiteler tarafından çıkılan bazı ilanlarda yer alan ek koşulların belirli bir adayı tanımlamaya yönelik olarak ve akademik rekabeti engelleyecek biçimde belirlenebildiği, ataması yapılan kişilerin yayınları ile belirlenen ek koşul arasında büyük benzerlikler bulunduğu ve hatta bazı atamalar için doğrudan ataması yapılan kişilerin yüksek lisans ya da doktora tez başlıklarının ek koşul olarak belirlendiği, bazı ilanlarda bilimsel kalite ve bilim disiplinleri arasındaki farklılıklarla açıklanamayacak ölçüde kısıtlayıcı ve rekabeti engelleyici koşullar belirlendiği görülmüştür.

 

        Üniversitelerin çıkmış olduğu ilanlarda belirlediği ek koşulların kişiyi tanımlamaya yönelik olarak akademik rekabeti engelleyecek nitelikte olmasının, Anayasanın eşitlik ilkesine ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na aykırılık teşkil edeceği, tesis edilen işlemin dava konusu edilmesi halinde yargı makamları tarafından atama işleminin iptal edileceği, buna bağlı olarak üniversitenin işleyişi üzerinde olumsuzluk etkiler yaratacağı ve kişiler açısından mağduriyetler yaratacağı, söz konusu atama işleminde rol alan yetkililer açısından idari ve cezai sorumluluklar doğuracağı açıktır.

 

        Nitekim konuyla ilgili olarak Danıştay 8. Dairesinin 27.09.2010 tarih ve 2010/3384 Esas No, 2010/4726 Karar Nolu kararında; "… Uyuşmazlık; davalı idarece ilan edilen yardımcı doçentlik kadrosuna başvuran davacının atanmamasına ilişkin Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığının 03.09.2009 gün ve 3160 sayılı işlemi ile bu kadroya davalı idare yanında davaya katılanın atanmasına ilişkin işlemin iptali ve atanmama işlemi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen parasal kayıpların tazmini isteminden kaynaklanmıştır.

 

…         Yasanın 23. maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olan ek koşullar belirleme yetkisi, yapılacak atamalar için öngörülen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki kriterleri belirlemeyi ifade etmektedir. Üniversitelerin, ilan ettikleri bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda getirdiği özel ve o kadroya özgü, spesifik koşullar ise, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi değildir. Dava konusu uyuşmazlıkta, ilan edilen kadro için öngörülen "Fatımiler Tarihi Alanında çalışması olmak" koşulu, bu bağlamda, yalnızca o kadroya özgü bir koşul olup, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi nitelikte bulunmamaktadır.

 

        İdare Mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararının gerekçesinin getirilen bu koşulun Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olduğuna ilişkin kısmı doğru olmamakla birlikte, kadro için getirilen koşulun hangi gerekçelerle getirildiği davalı idarece ortaya konulamadığından ve getirilen bu koşul, açılan kadroya atanması istenilen kişiyi tarif eder nitelikte olduğundan, bu yönüyle dava konusu edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmayıp, Mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle Ankara 5. İdare Mahkemesi kararının yukarıda anılan gerekçeyle onanmasına … oybirliğiyle karar verildi." şeklinde hükme varılmıştır. .
         Kelime olarak psikolojik şiddet, baskı, taciz, rahatsız etme, sıkıntı verme anlamlarına gelen mobbing, çalışma yaşamında bireylere üstleri, eşit düzeydeki çalışanları veya astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları ifade eden anlamlar taşımaktadır.
        Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan "İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi"nde psikolojik taciz; "işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünüdür." şeklinde tanımlanmış ve işyerlerinde psikolojik tacizin unsurları olarak şunlar sayılmıştır:

• İşyerinde gerçekleşmelidir.
• Üstler tarafından astlarına uygulanabileceği gibi, astları tarafından üstlerine de uygulanabilir ya da eşitler arasında da gerçekleşebilir.
• Sistemli bir şekilde yapılmalıdır.
• Süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanmalıdır.
• Kasıtlı yapılmalıdır.
• Yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olmalıdır.
• Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkmalıdır.
• Kişiye yönelik olumsuz tutum ve davranışlar gizli veya açık olabilir.

        Yine aynı Rehberde psikolojik taciz olmayan durumlar olarak aşağıdaki hususlar sayılmıştır; "İşyerlerinde psikolojik taciz olgusu bazı durumlarda diğer olumsuz davranışlarla karşılaşılabilmektedir ancak bunlar psikolojik taciz değildir. - Farklı hukuki nitelik ve sonuçlar içerdiğinden fiziksel şiddet, cinsel taciz ve/veya hakaret niteliğindeki davranışlar, - Arizi, tek seferlik ya da birden çok tekrarlansa bile strese ve doğal iş yoğunluğuna bağlanabilecek süreklilik arz etmeyen olumsuz tutum, davranış, tartışma ve çekişmeler, - İşyeri dışında gerçekleşen tutum ve davranışlar ile benzeri uyuşmazlıklar işyerlerinde psikolojik taciz olarak değerlendirilmez."

        Psikolojik taciz, çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkabileceği gibi, çalışanın örtülü bir şekilde cezalandırılması şeklinde de ortaya çıka¬bilir. Örneğin, geçici görevlendirme veya naklen atama gibi işlemlerin, hizmetin gerekleri ve kamu yararı gözetilmeden, sadece memuru cezalandırma ya da uzaklaştırma amacı ile yapılması, psikolojik taciz olarak değerlendirilebilir.

       Nitekim, Danıştay 5. Dairesinin, 09.02.1998 tarihli (E.1997/2711, K.1998/270) kararına göre; "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan "geçici" nitelikteki bir hizmeti ya da, değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan "yeni bir kamu hizmetini" yürütmek amacı ile durumu uygun olan kamu görevlilerinin, "kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere" atamaya yetkili amir tarafından geçici olarak görevlendirilmeleri olanaklıdır. Bu işlemin kurulmasında, yukarıda nitelendirilen kamu hizmetlerinin yürütülmesi amaç edinilmeli: kamu yararı ile bağdaşmayan, örneğin kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi hizmet gereklerine ters düşen bir sonuç amaçlanmamalıdır". Yine Danıştay 5. Dairesinin 07.04.1999 tarihli (E.1998/2342, K.1999/853) kararında, naklen atamanın da cezalandırma amacıyla yapılamayacağı belirtilmektedir. Hizmetin gerekleri ve kamu yararı gözetilmeden, memuru cezalandırma amacıyla yapılan bu tür işlemler hukuka aykırıdır. İdare, kamu görevlisini mevzuatta belirtilen koşulların varlığı halinde, ancak disiplin cezası verme yoluyla cezalandırabilir. İdarenin kamu görevlisini başka şekillerde cezalandırma konusunda bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, disiplin cezası verme yoluyla da kamu görevlisine psikolojik taciz uygulanabilir. Hukuka aykırı bir şekilde sırf memuru yıldırmak amacıyla, memur hakkında disiplin soruşturmaları açılması, disiplin cezaları verilmesi de psikolojik taciz olarak nitelendirilmelidir.

 

        Örneğin, Sakarya 1. İdare Mahkemesinin17.01.2011 tarihli(E.2010/474, K.2011/187)kararda, bir devlet hastanesinde başhemşire olarak görev yapan davacı hakkında altı ayrı disiplin soruşturması açılması ve bu soruşturmalar sonucu dört tane disiplin cezası verilmesi, ayrıca bu kişinin geçici görevlendirme ile başka bir hastaneye görevlendirilmesi nedeniyle, kişilik haklarının ve manevi bütünlüğünün zarara uğratıldığı sonucuna varılmış, idare tarafından manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. "Mobbing" kavramının açıkça kullanıldığı Danıştay 8. Dairesinin 16.04.2012 tarihli (E.2008/10606, K.2012/1736) kararında ise, bir öğretim üyesine üç ayrı disiplin cezası verilmesi ve bu cezaların yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine, bu işlemler ile göreve yargı kararı ile atandığı tarihten itibaren kendisine karşı yürütülen taciz (mobbing), bıktırma ve yıldırmaya yönelik eylem ve işlemler, öğretim üyesinin manevi yapısını olumsuz olarak etkileyecek ağırlıkta bulunduğundan, idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle üzüntü ve sıkıntı yaşayan öğretim üyesine manevi tazminat ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararı onanarak temyiz istemi reddedilmiştir. Bu karar, "mobbing" kavramına açıkça yer verilen bir idari yargı kararı olması bakımından oldukça önemlidir. Mevzuatta "Mobbing" ile ilişkilendirilebilecek hükümler şunlardır: a) Anayasa Açısından Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 12.maddesine göre; "herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." Ayrıca Anayasanın çeşitli maddelerinde kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı, kişi hürriyeti ve güvenliği, zorla çalıştırma yasağı, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı gibi kişilik hakkı kapsamında yer alır nitelikteki haklar düzenlenmektedir. Yine Anayasanın 11.maddesinin 1. fıkrasında ifade edilen; "Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını ve şahısları bağlayan temel hukuk kurallarıdır." hükmü; temel hak ve hürriyetlerin sadece kişi devlet ilişkilerinde değil, kişiler arası ilişkilerde de uygulama alanı bulacağını ortaya koymaktadır. Bu durumda temelde kişileri koruyan bu düzenlemeler çalışanları da koruma kapsamına almakta, işyerinde manevi tacize uğrayan bir çalışanın başvurabileceği bir düzenleme teşkil etmektedirler. b) Devlet Memurları Kanunu Açısından (657 DMK) Memurlar ve diğer kamu görevlileri yönünden 657 sayılı DMK'da çeşitli hükümler bulunmaktadır. Bu hükümler psikolojik tacizi doğrudan yasaklayan maddeler olamamakla birlikte işyerinde kötü muameleyi düzenleyen ve yasaklayan maddelerdir. 657 sayılı DMK'nın "Amir Durumunda Olan Devlet Memurlarının Görev Sorumlulukları" başlıklı 10.maddesinde; "...Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır." hükmü yer almaktadır. Yine 657 Sayılı DMK'nın "isnat ve iftiralara karşı koruma" başlıklı 25.maddesinde; "Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikâyetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler." hükmü yer almaktadır. c) İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi Konulu Başbakanlık Genelgesi Açısından 19 Mart 2011 tarihli resmi gazetede yayımlanan genelgede; çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür: "1. İşyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle işverenin sorumluluğunda olup işverenler çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacaktır. 2. Bütün çalışanlar psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracaklardır. 3. Toplu iş sözleşmelerine işyerinde psikolojik taciz vakalarının yaşanmaması için önleyici nitelikte hükümler konulmasına özen gösterilecektir. 4. Psikolojik tacizle mücadeleyi güçlendirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi, ALO 170 üzerinden psikologlar vasıtasıyla çalışanlara yardım ve destek sağlanacaktır. 5. Çalışanların uğradığı psikolojik taciz olaylarını izlemek, değerlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde Devlet Personel Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların katılımıyla "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" kurulacaktır. 6. Denetim elemanları, psikolojik taciz şikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracaktır. 7. Psikolojik taciz iddialarıyla ilgili yürütülen iş ve işlemlerde kişilerin özel yaşamlarının korunmasına azami özen gösterilecektir. 8. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve sosyal taraflar, işyerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla eğitim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir." d) Türk Ceza Kanunu Açısından Eziyet MADDE 96.- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma MADDE 123.-(1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Hakaret MADDE 125. - (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Ceza, hakaretin alenen işlenmesi hâlinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, üçte biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Görevi kötüye kullanma Madde 257- Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. e) Kamu Görevlileri Etik Mevzuatı Açısından Görevin yerine getirilmesinde kamu hizmeti bilinci Madde 5- Kamu görevlileri, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği ve beyana güveni esas alırlar. Dürüstlük ve tarafsızlık Madde 9- Kamu görevlileri; tüm eylem ve işlemlerinde yasallık, adalet, eşitlik ve dürüstlük ilkeleri doğrultusunda hareket ederler, görevlerini yerine getirirken ve hizmetlerden yararlandırmada dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet ve benzeri sebeplerle ayrım yapamazlar, insan hak ve özgürlüklerine aykırı veya kısıtlayıcı muamelede ve fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalarda bulunamazlar. Kamu görevlileri, takdir yetkilerini, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, her türlü keyfilikten uzak, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uygun olarak kullanırlar.

 

 

Saygınlık ve güven Madde 10 -Yönetici veya denetleyici konumunda bulunan kamu görevlileri, keyfi davranışlarda, baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalarda bulunamaz, açık ve kesin kanıtlara dayanmayan rapor düzenleyemez, mevzuata aykırı olarak kendileri için hizmet, imkan veya benzeri çıkarlar talep edemez ve talep olmasa dahi sunulanı kabul edemezler. Nezaket ve saygı Madde 11 -Kamu görevlileri, üstleri, meslektaşları, astları, diğer personel ile hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranırlar ve gerekli ilgiyi gösterirler, konu yetkilerinin dışındaysa ilgili birime veya yetkiliye yönlendirirler. Görev ve yetkilerin menfaat sağlamak amacıyla kullanılmaması Madde 14- Kamu görevlileri; görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendileri, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlayamaz ve aracılıkta bulunamazlar, akraba, eş, dost ve hemşehri kayırmacılığı, siyasal kayırmacılık veya herhangi bir nedenle ayrımcılık veya kayırmacılık yapamazlar. Kamu görevlileri, görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendilerinin veya başkalarının kitap, dergi, kaset, cd ve benzeri ürünlerinin satışını ve dağıtımını yaptıramaz; herhangi bir kurum, vakıf, dernek veya spor kulübüne yardım, bağış ve benzeri nitelikte menfaat sağlayamazlar. Yöneticilerin hesap verme sorumluluğu Madde 20 - … Yönetici kamu görevlileri, personeline etik davranış ilkeleri konusunda uygun eğitimi sağlamak, bu ilkelere uyulup uyulmadığını gözetlemek, geliriyle bağdaşmayan yaşantısını izlemek ve etik davranış konusunda rehberlik etmekle yükümlüdür. Etik davranış ilkelerine uyma Madde 23- Kamu görevlileri, görevlerini yürütürken bu Yönetmelikte belirtilen etik davranış ilkelerine uymakla yükümlüdürler. Bu ilkeler, kamu görevlilerinin istihdamını düzenleyen mevzuat hükümlerinin bir parçasını oluşturur.

 

Sonuç olarak; mevzuatımızda doğrudan mobbingi düzenleyen açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, tek başına ele alındığında hukuka aykırı fiil niteliği taşımayan, ancak sistematik biçimde tekrarlandığında, kişinin yıldırılması, mesleğinden uzaklaşması, psikolojik ve fiziksel olarak baskı altında bırakılması gibi etkilerle işleyen mobbing niteliğindeki davranışları cezalandırma konusunda, mevcut disiplin ve ceza hukuku araçlarının yeterli olduğunu söylemek mümkündür. Bu çerçevede yükseköğretim kurumlarında çalışanların bu tür bir muameleye maruz kaldığı sonucunun ortaya çıkmasına neden olacak uygulamalardan uzak durulmasının, gerek çalışma barışı ve sükûnu korunmasına yardımcı olacağı gerekse de yetkililerin sorumluluğuna gidilmesine yönelik kararlar alınmasının önüne geçeceği değerlendirilmektedir.

        Üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de Diploma tanıma ve Diploma denklik işlemleridir. Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliği'nin 3.Maddesinde; "…d) Denklik: Yükseköğretim Kurulunca tanınan bir yurtdışı yükseköğretim kurumundan alınan ön lisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarının, ilgili eğitim düzeyindeki kazanımlar bakımından Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarınca verilen ön lisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarına eşdeğerliğinin tespit edilmesi" olarak tanımlanmıştır.

        2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Yükseköğretim Kurulunun görevleri" başlıklı 7. Maddesinde ise;

        

"…p) Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış ön lisans, lisans ve lisans üstü diplomaların denkliğini tespit etmek" Yükseköğretim Kurulu'nun görevleri arasında sayılmıştır.

        25.08.1983 tarih ve 83.47.531 sayılı Yükseköğretim Yürütme Kurulu kararı ile Yükseköğretim Kurulu Bünyesinde "Denklik Birimi" kurulmuştur. Yurtdışındaki üniversitelerin ön lisans, lisans ya da yüksek lisans programlarından mezun olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile Yurtdışındaki üniversitelerin ön lisans, lisans ya da yüksek lisans programlarından mezun olan Yabancı Uyruklular denklik başvurusunda bulunabilirler.

        

Ancak2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nunEk 31. Maddesinde yer alan;

        

"Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen yurtdışındaki yükseköğretim kurumları, enstitü ve merkezlerden mezun olanların eğitimlerine ilişkin olarak almış oldukları diploma ve derecelerin denklik işlemleri yapılmaz ve bu hususta başlamış olan işlemler tamamlanmaz." hükmüne görebu kişilerin diploma denkliğinin yapılması mümkün değildir.

 

 

DERSE DEVAM VE SINAVLAR HAKKINDA BİLGİ NOTU

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı3.Maddesinde;
"…
u) Yükseköğretim Eğitim Türleri: Yükseköğretimde eğitim - öğretim türleri örgün, açık, dışarıdan (ekstern) ve yaygın eğitimdir.
(1) Örgün Eğitim: Öğrencilerin, eğitim - öğretim süresince ders ve uygulamalara devam etme zorunluluğunda oldukları bir eğitim - öğretim türüdür.
(2) Açık Eğitim: Öğrencilere radyo, televizyon ve eğitim araçları vasıtasıyla yapılan bir eğitim - öğretim türüdür.
(3) Dışarıdan Eğitim (Ekstern Eğitim): Yükseköğretimin belirli dallarında, devam zorunluluğu olmaksızın sadece yarı yıl içi ve sonu sınavlarına katılma zorunluluğu bulunan bir eğitim - öğretim türüdür. Bu eğitimi izleyen öğrenciler ortak zorunlu dersler ile gerekli görülen bazı dersleri, ilgili yükseköğretim kurumlarınca mesai saatleri dışındaki uygun saatlerde düzenlenecek derslerde alırlar.
(4) Yaygın Eğitim: Toplumun her kesimine ve değişik alanlarda bilgi ve beceri kazandırma amacı güden bir eğitim - öğretim türüdür. " denilmektedir.
Aynı Kanunun, "Diploma alma, ders kredilerinin hesaplanması, öğrencilik haklarından yararlanma ve sınavlar" başlıklı 44. Maddesinde;
"…b. Yükseköğretim kurumlarında, öğretim faaliyetlerinin üç dönemi aşmamak üzere yıl içinde kaç döneme ayrılarak sürdürüleceği; her bir dönemde alınması gereken asgari ve azami kredi miktarları; her bir diploma programının diplomayı almayı hak eden kişiye kazandıracağı bilgi, beceri ve yetkinliklerin neler olacağı ve bunların ölçme ve değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı; hazırlık sınıfı veya başka yollarla yabancı dil yeterliliğinin nasıl kazandırılacağı ve yabancı dil bilgi düzeyinin nasıl ölçüleceği; kayıt, devam, uygulama, tez ve teorik ders içerikleri, ön şartlı dersler, sınav çeşitleri ve bunların ders başarı notuna katkısı; öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdamına ilişkin olarak bilgi, görüş ve tecrübelerine ihtiyaç duyulan kişileri ifade eden dış paydaşların diploma programlarına ilişkin değerlendirmelerinin alınması; diğer yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin kredilerinin intibakının sağlanması; ilgili programın tamamlanmasına yönelik önceden kazanılmış yeterliliklerin tanınması; farklı diploma programlarından bazı derslerin alınmasıyla yandal veya çift anadal yapılması; diploma alınabilmesi için, uygulama, teorik, uzaktan veya açıköğretim özellikleri ile (…)(2) eğitim-öğretim süreçlerinin sürekli iyileştirilmesine yönelik iç ve dış kalite güvencesi uygulamaları ve eğitim-öğretimin devamına ilişkin diğer hususlar, Yükseköğretim Kurulunun bu konularda belirlediği temel ilkelere uygun olarak yükseköğretim kurumları senatoları tarafından belirlenir.
d. Yeterlilik, seviye tespit veya ders başarılarını ölçen tüm sınavlar, kağıt ortamında ve eş zamanlı olarak yapılabileceği gibi, alan ve zorluk düzeyine göre tasnif edilerek güvenli biçimde saklanan bir soru bankasından, her bir adaya farklı zamanlarda farklı soru sorulmasına izin verecek şekilde elektronik ortamda da yapılabilir. Sınavlarda sorulacak soruların hazırlanması, soru bankasının oluşturulması ve şifrelenmesi, sınav sorularının kağıt ortamında veya elektronik ortamda saklanması ile sınav güvenliğinin sağlanmasına ilişkin ilkeler Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir. " hükmüne yer verilmiştir.
Mevzuat ile Yükseköğretim Kurumlarına akademik özgürlük ve özerklik sağlayacak bir yaklaşımla kendilerine özgü yaklaşımlar belirleme yetkisi verilen derse devam ve sınav uygulamalarına ilişkin olarak Yükseköğretim Kurumları tarafından çıkarılan Yönetmeliklerle düzenlemelere gidildiği görülmektedir.
Yükseköğretim Kurumları ile kaydettikleri öğrenciler arasındaki ilişkinin bir idari işlem niteliğinde olduğu değerlendirildiğinde, hizmet sunumu esnasında öğrencilerin tesis edilen idari işlemlere ilişkin olarak her zaman itiraz hakkının olduğu ya da tesis edilen işlemleri yargıya taşıyabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle nihai olarak öğrencilerin dersten başarısız sayılması, mezuniyet süresinin uzaması ya da başarısızlık nedeniyle kaydının silinmesi şeklinde bir takım sonuçları olan derse devam ve/veya ders başarısının ölçülmesine ilişkin sınavları ve değerlendirilmesini dava konusu edebilmesi her zaman mümkündür.
Diğer taraftan başından sonuna kadar akademik bir süreç olan yükseköğretim alanında alınan bireysel ya da genel uygulamaların şeffaf, öngörülebilir, objektif ve kurumsallaşma düzeyini gösterecek bir yapıda olması gerekmektedir. Bu çerçevede; bir öğrencinin kaydolduğu bir programdan mezun olabilmek için alması gereken toplam teorik ve uygulamalı ders yüklerinin, derslerin amacı, kapsamı, başarılı olabilmesi için sağlaması gereken başarı düzeyi, başarı seviyesinin değerlendirmede kullanılacak değerlendirme kriterleri ve öğrencilerden beklentiler, devam koşulu gibi temel hususların hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belli olması ve diplomayı veren kurum tarafından da ciddiyetle takip edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle her dersin hocası ile öğrenciler arasında zaman içerisinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların hem idari hem de yargısal itirazlara yol açmaması için bu sayılan hususlarda belirsizliklerin bulunmaması ve her hangi bir itiraz olduğunda da yapılan işlemin akademik, idari ve mevzuat açısından doğruluğunu ortaya koyacak şekilde yapılması gerekmektedir.
Bu çerçevede genel mevzuat gerekse de sadece ilgili yükseköğretim kurumuna özgü mevzuatta derse devam ve sınavlara ilişkin olarak öngörülen kuralların uygulandığını gösterecek şekilde her derse ait olarak;

  1. ders tasarımının, (dersin amacı, önemi, kapsamı, haftalar itibariyle konular, kullanılacak kaynaklar, derse devam ve sınavlar/değerlendirme ölçütleri, ders dışı görüşme saatleri gibi bilgileri içeren)
  2. devam takip çizelgesinin,
  3. sınav kâğıtlarının, (ya da ödevlerinin)
  4. cevap anahtarlarının,
  5. sınav tutanaklarının,
  6. dönem sonu imzalı not listesinin,

usulüne uygun şekilde tutulması, dönem sonunda gerekli açıklamaların ve imzaların da üzerinde yer aldığı bir zarf içerisinde sorumlu birimlere tutanakla teslim edilmesi ve (Yükseköğretim Genel Kurulunun 10/10/1985 tarih ve 54 nolu oturumunda alınan 85.55.887 sayılı karar gereğince) en az 2 yıl süre ile ilgili eğitim birimlerinin arşivinde saklanması gerekmektedir.
Öğrencilerin ders değerlendirme sonuçlarına ilişkin olarak itirazı bölüm, fakülte ya da üniversiteye yapacağı, cevabın aynı kanaldan verileceği, aynı şekilde şikayet ve/veya dava süreçlerinde konuyla ilgili olarak ilgili üniversiteden bilgi ve belge isteneceği ve açılacak davaların kuruma yönelik olarak açılacağı düşünüldüğünde, bahse konu evrakın ders sorumlularında kalmasının sorunlar ortaya çıkaracağı, istenen bazı belgelere ulaşılamayacağı açıktır. Diğer taraftan kurumsallaşma düzeyi, devam ve sınav uygulamaları hakkında belirlenen kurallara uyulup uyulmadığının yönetim tarafından takip edilebilmesi açısından da söz konusu evrakın dönme sonlarında ilgili ders sorumlusunda rutin ve sistematik bir şekilde teslim alınması ve arşivlenmesi gerekmekte ve yetkililerin sorumlulukları arasında yer almaktadır.

 

Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin ve 53/Ç maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan fiillerle ilgili olarak öğretim elemanlarının; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir. Disiplin soruşturmalarında, soruşturma açma yetkisine sahip yetkililerin ceza soruşturmasında da "diğer disiplin amirlerince doğrudan veya görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır" hükmüne göre soruşturma açmaya yetkili oldukları ifade edilmiştir.
Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, memur ve diğer personeline uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır.
Disiplin soruşturmasında uyulacak esaslar şunlardır:
a) Disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiilin işlendiğini öğrenen disiplin amiri yazılı olarak disiplin soruşturması başlatır. Üst disiplin amirinin soruşturma açtığı veya açtırdığı disiplin olayında alt disiplin amiri ayrıca soruşturma yapamaz veya yaptıramaz. Daha önce açılmış soruşturma varsa bunlar üst amirin açtığı veya açtırdığı soruşturma ile birleştirilir.
b) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine ilişkin disiplin cezası verilmesini gerektiren fiiller açısından soruşturma başlatılmadan önce bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarınca inceleme yapılması zorunludur.
c) Disiplin amiri soruşturmayı kendisi yapabileceği gibi soruşturmayı yapmak üzere birim içerisinden soruşturmacı veya komisyon görevlendirebilir. Ancak zorunlu hallerde rektörlük aracılığıyla diğer birimlerden soruşturmacı talep edilebilir.
d) Soruşturmacının görev ve unvanı, soruşturulanın görev ve unvanının üstünde veya onunla aynı düzeyde olmalıdır.
e) Fiilin ast ile üst tarafından birlikte işlenmesi hâlinde soruşturma usulü ve disiplin cezası verme yetkisi üste göre belirlenir.
f) Soruşturulanın disiplin cezası verilmesini gerektiren fiili işlediği ve disiplin soruşturmasının başlatıldığı tarihteki görev veya unvanının farklı olması hâlinde disiplin soruşturması, üst görev veya unvanı esas alınarak yürütülür. Disiplin amirinin belirlenmesi ve uygulanacak diğer disiplin hükümleri, görev yapılan kurumun tabi olduğu mevzuata göre belirlenir.
g) Soruşturmacı, disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişiye başvurma, keşif yapma, inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir.
h) Soruşturmacının, görevlendirme kapsamında talep ettiği bilgi ve belgeler gecikmeksizin kendisine verilir.
ı) Soruşturmacı, görevlendirildiği konuda soruşturma yürütür; soruşturma sırasında disiplin soruşturmasına konu olabilecek başka fiillerin ortaya çıkması durumunda bunları gecikmeksizin disiplin amirine bildirir.
j) Soruşturma işlemleri bir tutanakla tespit olunur.
k) Soruşturmanın gizliliği esastır.
l) Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tamamlanır.Soruşturma bu süre içinde tamamlanamaz ise soruşturmacı gerekçeli olarak ek süre talep edebilir, disiplin amiri gerekçeyi değerlendirerek ve zamanaşımı sürelerini dikkate alarak karar verir.
m) Fiili işleyenin emeklilik veya başka nedenlerle görevinin sona ermesi, hakkında soruşturma açılmasına ve soruşturmanın devamına engel olmaz. Bu durumda soruşturma sonunda verilen disiplin cezası, özlük dosyasında saklanır. Aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezaları ilgilinin kamu görevine dönmesi ya da bir vakıf yükseköğretim kurumunda göreve başlaması halinde uygulanır.
n) Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.
o) Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.
Ceza soruşturması usulü şu şekildedir:
(1) İlk soruşturma:
Yükseköğretim Kurulu Başkanı için, kendisinin katılmadığı, Milli Eğitim Bakanının başkanlığındaki bir toplantıda, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek en az üç kişilik bir kurulca, diğerleri için, Yükseköğretim Kurulu Başkanınca veya diğer disiplin amirlerince doğrudan veya görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır.
Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır.
(2) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına;
a) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştay'ın 2 nci Dairesi,
b) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumu rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik kurul,
c) Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul,
d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul,
e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu,
karar verir.
f) Yükseköğretim Kurulu ile üniversite yönetim kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilirler. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür.
(3) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. Noksanlar yedek üyelerle tamamlanır. Diğer hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(4) Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakeme kararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel Kuruluna, diğer görevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine aittir.
(5)Değişik statüdeki kişilerin birlikte suç işlemeleri halinde soruşturma usulü ve yetkili yargılama mercii görev itibariyle üst dereceliye göre tayin olunur.
(6) Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve rektörlerin 1609 sayılı Bazı Cürümlerden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Kanun kapsamına giren suçlarından dolayı yapılacak ceza soruşturmasında yukarıda belirtilen ceza kovuşturması usulü tatbik edilir. Bunlar dışında kalan tüm görevliler için 1609 sayılı Bazı Cürümlerden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Kanun hükümleri uygulanır.
1609 sayılı Bazı Cürümlerden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Kanun kapsamına giren suçlarından dolayı kanuni kovuşturma için gereken izin, Yükseköğretim Kurulu üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri ve bu kuruluşların memurları (Üniversitelerarası Kurul memurları dahil) hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanından, üniversite yöneticileri ve öğretim elemanları ile memurlar hakkında üniversite rektörlerinden alınır.
(7) İdeolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, yukarıda yazılı usuller uygulanmaz; bu hallerde kovuşturmayı Cumhuriyet Savcısı doğrudan yapar.
(8) Bu Kanunda yer almamış hususlarda 4 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

14.08.2010 tarih ve 27672 sayılı Yükseköğretim Kurumları Engelliler Danışma Ve Koordinasyon Yönetmeliğinin 1. Maddesinde Yönetmeliğin amacı; "yükseköğrenim gören engelli öğrencilerin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için gerekli akademik ortamın hazırlanmasını ve eğitim-öğretim süreçlerine tam katılımlarını sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almak ve düzenlemeler yapmak üzere, Yükseköğretim Kurulu Engelli Öğrenciler Komisyonu, Engelli Öğrenciler Danışma ve Koordinasyon Birimi, ÖSYM Engelli Öğrenciler Danışma ve Koordinasyon Birimi ile yükseköğretim kurumları bünyesinde oluşturulacak engelli öğrenci birimlerinin çalışma usul ve esaslarını düzenlemek" olarak belirlenmiştir.

Yönetmeliğin 4. Maddesinin c bendinde Engelli öğrenci; "doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan yükseköğrenim öğrencisi" olarak ifade edilmiştir.

Yönetmeliğin 5. Maddesinde belirtildiği üzere; "Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yükseköğrenim aşamasına gelen veya yükseköğrenim gören engelli öğrencilerin ihtiyaçlarını belirlemek, belirlenen ihtiyaçlara göre yapılması gereken idari düzenlemeleri planlamak ve gerekli alt yapı standartlarını oluşturarak ilgili yükseköğretim kurumları arasında koordinasyonu sağlamak üzere" oluşturulan Yükseköğretim Kurulu Engelli Öğrenciler Komisyonu'nun görevleri Yönetmeliğin 6. Maddesiyle;
"a) Engelli öğrencilerin öğrenim hayatlarını desteklemek, öğrenim ve eğitim süreçlerine tam katılımlarını sağlamak amacı ile sorunlarını belirlemek, çözüme yönelik gerekli planlamaları yapmak, politikalar ve stratejiler üretmek ve bunları Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunmak.
b) Engelli öğrencilerin, yükseköğrenimde karşılaşabilecekleri ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik sorunlarına çözüm üretmek.
c) Engelli öğrencilere uygun eğitim araç-gereçleri, ders materyalleri, ders geçme ve sınav koşullarının hazırlanmasına yönelik standartları oluşturmak.
ç) Engelli öğrencilerin yatay ve dikey geçiş ile ders denkliklerinin ölçütlerini düzenlemek üzere önerilerini ilgili kurullara sunmak.
d) Üniversitelerde kurulacak engelli öğrenci birimlerinin işleyiş koşullarını ve ilkelerini belirlemek.
e) Üniversite yerleşkelerinin engellilere göre düzenlenmesine ilişkin yapılanmaları takip etmek veya ettirmek.
f) Engellilerle ilgili derslerin veya konuların yükseköğretim kurumlarının lisans programlarına alınması yönünde çalışmalar yapmak ve ilgili kurullara sunmak."
olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Yönetmeliğin 7. Maddesi ile "Komisyona destek hizmetleri vermek, raportörlük yapmak, engelli üniversite öğrencilerine destekleyici ve iyi kaynaklarla donatılmış bir akademik ortam sağlamak için yükseköğretim kurumları engelli öğrenci birimleri ile koordinasyon halinde çalışmak üzere kadrolu" Engelli Öğrenciler Danışma ve Koordinasyon Birimi kurulacağı hüküm altına alınmıştır.
Yönetmeliğin 9. Maddesinde belirtildiği üzere; ÖSYM bünyesinde oluşturulan Engelli Öğrenciler Danışma ve Koordinasyon Birimi'nin görevleri Yönetmeliğin 10. Maddesiyle;
"a) Yükseköğretim programlarında öğrenim görmek isteyen engelli öğrencilere öğrenim görmek istedikleri program hakkında danışmanlık yapmak.
b) Üniversitelerin engelli öğrenciler için açılmış olan entegre yükseköğretim programları listesini, yükseköğretim kurumları ile işbirliği yapmak suretiyle oluşturarak sınav kılavuzuna konulması için gerekli açıklamaları hazırlamak.
c) Adayın ÖSYM'ye göndermesi gereken engel türü ve rapor bilgileri ile sınav sırasında ne tür desteğe gereksinimi olduğuna dair dilekçe ve benzeri bilgilere ilişkin sınav kılavuzuna konacak açıklamaları hazırlamak.
ç) Uzmanlar tarafından incelenen sağlık raporları ve talep formlarının kabul veya ret şeklindeki sonuçlarını sınav öncesi engelli adaya bildirmek.
d) Sınav ortamlarının engel durumuna göre seçilmesi veya düzenlenmesi konusunda gerekli çalışmaları yapmak.
e) Merkezi sınavlarla yerleştirilen engelli adayların istatistikî verilerini oluşturmak ve kamuoyunun bilgisine sunmak.
f) Bireylerin engel durumları esas alınarak sınavlarda görev alan okuyucuların seçimi hakkında çalışmalar yapmak."
olarak düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 11. Maddesinde belirtildiği üzere; "Yükseköğretim kurumları tarafından eğitim öğretim işlerinden sorumlu bir rektör yardımcısı başkanlığında ve sorumluluğunda, engelliler alanında uzmanlaşmış veya özel eğitim alanına yakın alanda uzmanlaşmış koordinatör öğretim elemanları veya yardımcıları ile ilgili daire başkanlıkları, fakülte, yüksekokullar ve enstitülerin görevlendireceği yönetici veya akademik kişilerden seçilmiş temsilcilerden oluşan, engelli öğrencilerin idari, fiziksel, barınma ihtiyaçları ile sosyal ve akademik alanlarla ilgili ihtiyaçlarını tespit etmek ve bu ihtiyaçların karşılanması için yapılması gerekenleri belirleyip, yapılacak çalışmaları planlamak, uygulamak, geliştirmek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını değerlendirmek üzere doğrudan rektörlüğe bağlı" olarak oluşturulan Engelli Öğrenci Birimleri'nin görevleri Yönetmeliğin 12. Maddesiyle;
"a) Yükseköğretim programlarına kaydı yapılan engelli öğrencilerin öğrenimlerini sürdürdükleri sırada eğitim, öğretim, burs, idari, fiziksel, barınma, sosyal ve benzeri alanlarla ilgili ihtiyaçlarını tespit etmek ve bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için alınması gereken önlemleri belirlemek ve ortadan kaldırmak üzere çözüm önerileri sunmak, gerekli düzenlemeleri üniversitede bulunan diğer birimler veya daire başkanlıkları ile eşgüdüm içerisinde yapmak.
b) Engelli üniversite öğrencilerinin akademik, fiziksel ve sosyal yaşamlarını engellemeyecek biçimde öğretim programlarını düzenlemek için engelli öğrencinin devam ettiği eğitim ortamının uygunlaştırılması, engellilere yönelik araç gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, engellilere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının düzenlenmesi konularında çalışmalar yapmak.
c) Yükseköğrenim düzeyindeki öğrenci ve öğretim elemanlarına yönelik yayın faaliyetlerinde bulunmak, öğretim elemanlarına engellilik ile bunun getirdiği sınırlılıkları ve yapılması gereken düzenlemeleri anlatan ve bilgi veren doküman hazırlamak, bilinç düzeyini arttırmak, ilgililere danışmanlık hizmeti vermek, gerektiği durumlarda hizmet içi eğitim sağlamak.
ç) Engellilik alanında bilinç ve duyarlılık düzeyini artırmak için program ve projeler geliştirmek, seminer, konferans ve benzeri faaliyetler düzenlemek.
d) Birimin çalışma programını hazırlamak, yürütmek, faaliyetler için gerekli bütçe ihtiyaçlarını belirlemek ve yıllık faaliyet raporunu hazırlayıp bağlı bulunduğu rektör yardımcısına sunmak.
e) Yükseköğretim kurumları engelli öğrenci birimlerinin görev ve faaliyet alanına giren konularda konunun taraflarına yönelik yayın, doküman ve bilgilerin yer aldığı, üniversitelerde okuyan engelli öğrencilerin sorunlarını ve isteklerini dile getirmelerine olanak sağlayan, ilgili birimle iletişimine de imkân veren bir internet sitesi oluşturmak.
f) Alınan kararların ve belirlenen stratejilerin  uygulanmasını denetlemek.
g) Maddi güçlüğü bulunan engelli öğrencilerin yardımcı araç gereçlerinin ücretsiz temini yönünde çalışmalarda bulunmak.
ğ) Bütün öğrencilerin adil ve doğru bir şekilde ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulması, fırsat eşitliğini sağlamak ve eğitim sürecini engelli öğrenciler için de anlamlı hale getirmek için; engelli öğrencinin sınavlarla ilgili süre, mekân, materyal, refakatçi okuyucu sağlamak ve engelin doğasından kaynaklanan farklılıklara göre alınacak gerekli tedbirleri almak, düzenlemeleri yapmak.
h) İstihdam olanakları ve mesleklere ilişkin bilgilendirme yapan bilgilendirici kitaplar hazırlanması konusunda çalışmalar yapılmasını ve bunların engelli öğrencilere ulaştırılmasını sağlayacak tedbirler almak.
ı) Yükseköğretim programlarını kazanan engelli öğrencileri kayıt sırasında tespit etmek.
i) Üniversite yerleşkesinin ve yerleşkede bulunan yapılar ile açık alanların engelli öğrenciler için ulaşılabilir olmasını sağlamak."
olarak düzenlenmiştir.

Yükseköğretim Kurumlarımızda engellilik durumlarına göre ilk üç sırada 5480 fiziksel engelli, 3954 görme engelli, 1245 işitme engelli öğrenci toplamda ise 13655 engelli öğrenci bulunmaktadır. 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılını yükseköğretimdeki engelli bireyler için "Engelsiz Erişim" yılı olarak kabul eden Yükseköğretim Kurulu tarafından, yükseköğretim kurumlarında engelli bireylerin bütün mekânlara erişimleri konusunda farkındalık yaratmak ve iyi uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla 2 Mayıs 2017 tarihinde "Engelsiz Erişim Çalıştayı" düzenlenmiştir. Ayrıca her yıl farklı bir üniversitede "Engelsiz Üniversiteler Çalıştayı" düzenlenmektedir.

Yükseköğretim Kurulu, "Engelsiz Erişim" ve "Engelsiz Eğitim" sloganları ile yükseköğretim kurumlarında engelli bireylerin bütün mekânlara ve eğitim imkânlara erişimleri konusunda farkındalık yaratmayı ve iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda 2016-2017 Eğitim Öğretim Yılı için Mekânsal Erişilebilirlik, 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı için ise Engelsiz Eğitim konuları odak olarak kararlaştırılmıştır.

 

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13-b/4 maddesinde; "Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek" hususu Rektör'ün görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Bu madde kapsamında Rektöre bir takdir yetkisi tanınmıştır ancak bu takdir yetkisi hiç şüphesiz ki mutlak ve sınırsız değildir.

Danıştay 5. Dairesi'nin 11.03.1987 tarihli, 1987/265 esas ve 1987/366 sayılı kararında;
"Yukarıda belirtilen yasa maddesinin düzenleniş amacı Üniversiteyi oluş turan kuruluş ve birimlerin herhangi birinde hizmetle ilgili olarak ortaya çıkacak bir ihtiyacın Üniversitenin kendi elemanları ile ve süratli bir biçimde karşılanması böylece kamu hizmetinin aksamadan ve sürekli olarak yürütülmesini sağlamaktadır." ve
Danıştay 8. Dairesi'nin 14.03.2007 tarihli, 2006/892 esas, 2007/1481 sayılı kararında;
"…Rektöre verilen öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirme yetkisinin süreklilik arz edecek şekilde kullanılabileceğinin kabul edilmesi halinde, belli usullerle bir kadroya atanmış kamu görevlisinin Yasada gösterilen usule ve yetki kurallarına uyulmadan kadrosu ile hukuki ve fiili irtibatının kesilmesi ve belli usul ve yetki kurallarına uyularak atanabilecek bir kadroya bunlara uyulmadan atama yapılması sonucunu doğuracak olup, sözü edilen maddede öngörülen yetkinin yukarıda belirtilen amaçlarla ve hizmetin gerektirdiği süre ile sınırlı olduğunun ve bu yetkinin sürekli olarak görev yerini değiştirme şeklinde yorumlanamayacağının da kabulü zorunludur."
hükümleri yer almakta olup bu kararlarda Danıştay ilgili maddenin nasıl yorumlanması ve uygulanması gerektiği açıkça belirtmiştir.

Bu kapsamda hukuk devleti ilkesi gereği ve ilgili mahkeme kararları doğrultusunda anılan madde hükmünün kötüye kullanılmaması ve cezalandırma maddesi olarak uygulanmaması gerekmektedir. Aksi halde Rektör tarafından bu madde kapsamında alınan kararlar dava konusu olacak ve "Kamu Görevinin Kötüye Kullanılması" kapsamında Rektörün sorumluluğu doğacaktır.

 

Mahkeme Kararlarının Uygulanması ve Dilekçe Kanunu Kapsamında Yükümlülükler

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının değiştirilemez nitelikteki 2. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." ifadesi yer almaktadır. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti; hukukun üstün olduğu, hukuk kurallarının bu kuralları koyanlar da dahil olmak üzere her kişi ve kurumu bağladığı, hukukun güvenliğinin tesis edildiği devlet anlamına gelmektedir.

Devletin bütün organlarının hukuka bağlı kalması ve tüm faaliyetlerinin yargı denetimine açık olması, hukuk devletinin vazgeçilmez, olmazsa olmaz ilke ve kuralıdır. Nitekim Anayasamızın 125. maddesinde "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." ibaresi yer almaktadır. Hukuk devletinin gerçekleşmesi için, kuralları koyan idarenin ve kanunları çıkaran yasama organının yargı denetimine tabi tutulması zorunluluğu yanında, yargı yerlerince verilen kararların tam ve zamanında yerine getirilmesi de gerekmektedir. Nitekim Danıştay 5. Dairesinin kararlarında bu husus "…idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem ya da eylemde bulunmak zorunda olması, aynı zamanda ‘hukuk devleti' ilkesinin de bir gereğidir" şeklinde vurgulandığı gibi, Danıştay 8. dairesinin bir kararında da "hukuka bağlı idare, yargı yerlerince verilen karaların icaplarını, ilgililerin başvurusuna gerek olmaksızın, yerine getiren idaredir" denilerek açıkça ortaya konmuştur. Yine Anayasamınız 138. maddesindeki "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." ve İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasındaki "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." ifadeleri de yargı kararlarının uygulanma zorunluluğunu açıklar niteliktedir.

Mahkeme kararlarının uygulanmaması halinde idare açısından bunun sonuçlarının ne olacağı hususu da yine İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında "Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur." 3. fıkrasında "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir." ve 4. fıkrasında "Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir." ifadeleri yer almakta olup bu hükümler kapsamında idarenin sorumluluğu doğacaktır. Anayasamızın 129. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." maddesi gereğince de her ne kadar kusurundan dolayı tazminat için doğrudan ilgili kamu görevlisine dava açılamasa da idare kamu görevlisine rücu ederek zararın karşılanmasını isteyecektir.

Dilekçe Hakkı, temel insan haklarından biridir. Dilekçe hakkı ve bu hakkın kullanılabilmesi uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 74. maddesinde;

"Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir." ifadeleri yer almaktadır.

Yine Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 7. maddesinde; "Türk vatandaşlarının ve Türkiye'de ikamet eden yabancıların kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir." ifadeleri yer almaktadır. Ayrıca aynı Kanunda dilekçelerin kabul edilmemesi durumundan bahsedilmemekte ancak hangi durumlarda incelenemeyeceğini düzenlemektedir. Bu durum dahi dilekçe hakkı kapsamında dilekçelerin kabul edilmemesinin söz konusu olamayacağını, fakat bazı eksikliklerin söz konusu olduğu durumlarda incelenemeyeceğini ispatlar niteliktedir. Anayasal ve yasal düzenlemelerden anlaşılacağı gibi, verilen dilekçenin içeriğinin kabul edilmez olduğu durumda dilekçelerin bu nedenle işleme konulamayacağının başvurucuya bildirilmesi hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Türk Ceza Kanununun 121. maddesinde "Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur." hükmü yer almakta olup dilekçe hakkının engellenmesi durumunda cezai müeyyide uygulanması öngörülmüştür.

 

 

 

2547 Sayılı Kanunun 13-b/4 Maddesi Kapsamında Yapılan Görevlendirmeler

2547 sayılı Kanunun 13-b/4 maddesinde "Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek" hususu Rektörün görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Bu madde kapsamında Rektöre bir takdir yetkisi tanınmıştır. Fakat bu takdir yetkisi hiç şüphesiz ki mutlak ve sınırsız değildir.

Danıştay 5. Dairesi'nin 11.03.1987 tarihli, 1987/265 esas ve 1987/366 sayılı kararında;

"Yukarıda belirtilen yasa maddesinin düzenleniş amacı Üniversiteyi oluş turan kuruluş ve birimlerin herhangi birinde hizmetle ilgili olarak ortaya çıkacak bir ihtiyacın Üniversitenin kendi elemanları ile ve süratli bir biçimde karşılanması böylece kamu hizmetinin aksamadan ve sürekli olarak yürütülmesini sağlamaktadır." ve

Danıştay 8. Dairesi'nin 14.03.2007 tarihli, 2006/892 esas, 2007/1481 sayılı kararında;

… Rektöre verilen öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirme yetkisinin süreklilik arz edecek şekilde kullanılabileceğinin kabul edilmesi halinde, belli usullerle bir kadroya atanmış kamu görevlisinin Yasada gösterilen usule ve yetki kurallarına uyulmadan kadrosu ile hukuki ve fiili irtibatının kesilmesi ve belli usul ve yetki kurallarına uyularak atanabilecek bir kadroya bunlara uyulmadan atama yapılması sonucunu doğuracak olup, sözü edilen maddede öngörülen yetkinin yukarıda belirtilen amaçlarla ve hizmetin gerektirdiği süre ile sınırlı olduğunun ve bu yetkinin sürekli olarak görev yerini değiştirme şeklinde yorumlanamayacağının da kabulü zorunludur."

hükümleri yer almakta olup bu kararlarda Danıştay ilgili maddenin nasıl yorumlanması ve uygulanması gerektiği açıkça belirtmiştir.

Bu kapsamda hukuk devleti ilkesi gereği ve ilgili mahkeme kararları doğrultusunda anılan madde hükmünün kötüye kullanılmaması ve cezalandırma maddesi olarak uygulanmaması gerekmektedir. Aksi halde Rektör tarafından bu madde kapsamında alınan kararlar dava konusu olacak ve "Kamu Görevinin Kötüye Kullanılması" kapsamında Rektörün sorumluluğu doğacaktır.

 

Diploma bir Yükseköğretim Kurumu tarafından verilen en önemli belgelerin başına gelmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun, "Diploma alma, ders kredilerinin hesaplanması, öğrencilik haklarından yararlanma ve sınavlar" başlıklı 44. Maddesinde;

"a. Yükseköğretim kurumlarının önlisans, lisans ve lisansüstü düzeyindeki diploma programlarına kayıtlı öğrenciler, bu madde hükümlerine göre belirlenen ders kredileri ve diğer yükümlülükleri başarı ile tamamlamaları halinde; önlisans, lisans, yüksek lisans veya doktora diploması alır. Ders kredileri, Yükseköğretim Kurulunca ilgili programın yer aldığı diploma düzeyi ve alan için yükseköğretim yeterlilikler çerçevesine göre belirlenen kredi aralığı ve öğrencilerin çalışma saati göz önünde tutularak yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenir. İlgili diploma programını bitiren öğrencinin kazanacağı bilgi, beceri ve yetkinliklere o dersin katkısını ifade eden öğrenim kazanımları ile açıkça belirlenmiş teorik veya uygulamalı ders saatleri ve öğrenciler için öngörülen diğer faaliyetler için gerekli çalışma saatleri de göz önünde bulundurularak yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde ders kredileri hesaplanır.

b. Yükseköğretim kurumlarında, öğretim faaliyetlerinin üç dönemi aşmamak üzere yıl içinde kaç döneme ayrılarak sürdürüleceği; her bir dönemde alınması gereken asgari ve azami kredi miktarları; her bir diploma programının diplomayı almayı hak eden kişiye kazandıracağı bilgi, beceri ve yetkinliklerin neler olacağı ve bunların ölçme ve değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı; hazırlık sınıfı veya başka yollarla yabancı dil yeterliliğinin nasıl kazandırılacağı ve yabancı dil bilgi düzeyinin nasıl ölçüleceği; kayıt, devam, uygulama, tez ve teorik ders içerikleri, ön şartlı dersler, sınav çeşitleri ve bunların ders başarı notuna katkısı; öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdamına ilişkin olarak bilgi, görüş ve tecrübelerine ihtiyaç duyulan kişileri ifade eden dış paydaşların diploma programlarına ilişkin değerlendirmelerinin alınması; diğer yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin kredilerinin intibakının sağlanması; ilgili programın tamamlanmasına yönelik önceden kazanılmış yeterliliklerin tanınması; farklı diploma programlarından bazı derslerin alınmasıyla yandal veya çift anadal yapılması; diploma alınabilmesi için, uygulama, teorik, uzaktan veya açıköğretim özellikleri ile (…) eğitim-öğretim süreçlerinin sürekli iyileştirilmesine yönelik iç ve dış kalite güvencesi uygulamaları ve eğitim-öğretimin devamına ilişkin diğer hususlar, Yükseköğretim Kurulunun bu konularda belirlediği temel ilkelere uygun olarak yükseköğretim kurumları senatoları tarafından belirlenir." denildiği görülmektedir.

Aynı Kanunun "Lisans düzeyinde öğretim" başlıklı 43. Maddesinde ise;
"a. Yükseköğretim kurumlarında, kuruluş özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitim - öğretim ve buna dayalı olarak verilen diplomalarla ilgili esaslar her üniversitece hazırlanacak öğretim ve sınav yönetmeliğinde belirtilir." hükmünün yer aldığı görülmektedir.

Hiç şüphesiz bir yükseköğretim kurumunun yürüttüğü öğretim faaliyetinin en temel çıktılarından bir tanesi, mezuniyet koşullarını başarı ile sağlayan öğrenciler için düzenlemiş olduğu diploma belgeleridir. İlgili mevzuat öğrencilerin mezuniyet koşulları ve işlemleri ile verilen diplomalarla ilgili esasları belirleme yetkisini Yükseköğretim kurumlarına bırakmıştır. Nitekim uygulamada bazı üniversitelerin diploma yönergeleri çıkardıkları ve diploma işlemleri, diplomaların taşıması gereken nitelikler, diploma defteri gibi bazı uygulamalara ilişkin düzenlemelere gittikleri görülmektedir. Bununla birlikte söz konusu alana ilişkin olarak Üniversitelerde yapılan denetimlerde; özellikle diploma kayıtlarının izlenmesi gerek diploma defterlerine ilişkin bazı uygulama eksikliklerin olduğu görülmüştür. Söz konusu bu eksiklikler şu şekilde sıralanabilir:

  1. Yükseköğretim kurumuna ait mezuniyet belgeleri ile diploma ve diploma defterlerinin düzenlenmesinde uyulacak esaslara ilişkin her hangi bir usulün belirlenmediği, yönergesinin bulunmadığı,
  2. Diploma defterinin hiç tanzim edilmediği,
  3. Diploma kayıtlarının manuel olarak kaydedildiği diploma defterlerinde; silinti, kazıntı ya da karalamaların olduğu,
  4. Diploma defterine sayfa numaraları verilmediği, sayfalarının mühürsüz olduğu,
  5. Defterdeki numara sırasının öğretim yılı bazlı olarak tutulmadığı, öğretim yılı sonunda son yaprağının kapatılarak yetkililer tarafından imzalanmadığı kayıtların kapatılmadığı ve açık bırakıldığı,
  6. Üniversitede ilgili dönemde mezun olabilecek durumda olan öğrencilerden tüm adayların isimlerinin liste halinde çıkartılarak diploma defterine yapıştırıldığı, ancak ilgili dönemde mezun olamayanların diploma defterinde isimlerinin üzerlerinin çizildiği,
  7. Mezun öğrencilerin diploma defterine, diploma numarasına göre değil öğrenci numaralarına göre kaydedildiği,
  8. İlgili birimin (Fakülte, Enstitü gibi) yetkilileri tarafından, hatta öğrenci işleri birimi yetkilileri tarafından defterlerin imzalanmadığı,
  9. Diploma kayıtlarının bir öğrenci işleri yazılımına entegre olarak elektronik ortamda tutulduğu uygulamalarda, öğretim yılı sonu itibariyle kayıtların kağıt ortamında ve yetkililerin ıslak imzalarının bulunduğu dökümlerinin tutulmadığı, bu durumun elektronik ortamda ortaya çıkabilecek kayıp ve tahrifat ihtimali karşısında zaaf yarattığı,

hususları gözlemlenmiştir.

Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından tanzim edilen İnceleme, Soruşturma ve Denetim Raporlarında öğretim görevlisi kadrolarına yapılan atamalarda özellikle tecrübe şartını öne sürerek başvuru yapan adaylara ilişkin sorunlar yaşandığı görülmektedir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 31. maddesinde, Öğretim görevlisi; "Üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler…" olarak ifade edilmektedir.
Adı geçen Kanunun aynı maddesinde; "Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanırlar" hükmü bulunmaktadır.
Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7/3-a ve b maddelerinde; "Lisans düzeyinde eğitim yapılan birimlere (rektörlüğe bağlı bölümler dâhil) başvuracak öğretim görevlisi adaylarında en az tezli yüksek lisans mezunu olmak veya lisans mezunu olmak ve belgelendirmek kaydıyla alanında en az beş yıl tecrübeli olmak; Güzel Sanatlar Fakülteleri, Eğitim Fakültelerinin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümleri, Konservatuarlar ile ön lisans düzeyinde eğitim yapılan birimlere başvuracak öğretim görevlisi adaylarında en az tezli yüksek lisans mezunu olmak veya lisans mezunu olmak ve belgelendirmek kaydıyla alanında en az iki yıl tecrübeli olmak." öğretim görevlisi olarak atanacak kişiler için özel şart olarak ifade edilmektedir.

Mevzuata göre karşımıza çıkan ilk konu en az tezli yüksek lisans mezunu olmak veya 2 ya da 5 yıllık süre zarfında tecrübeye sahip olmak şartıdır. Yüksek Lisans mezunu olan kişilerin başvurduğu durumlarda herhangi bir problemle (ilanda ifade edilen bölümler uyuşmaması dışında) karşılaşılmazken tecrübeye ilişkin başvurulan durumlarda problemler yaşanabilmektedir. Adayın tecrübesine dayalı olarak başvuracağı programın aradığı 2 ya da 5 yıllık süre zarfının belgelendirilebilir olması gerekir. Aday, çalıştığı kurumlardan aldığı belge veya belgeleri başvuru yaptığı Üniversite ya da Meslek yüksekokuluna teslim ettiği zaman Üniversite/ Meslek yüksekokulu ilgilinin çalıştığını ifade ettiği dönemlerde yer alan bilgileri SGK Hizmet Dökümü kayıtlarıyla teyit ederek adayın başvurusunu kabul ya da red etmelidir.

Vakıf Yükseköğretim Kurumları olağan denetimine ilişkin tanzim edilen bir raporda; "Öğretim Görevlisi …'nun işe alım aşamasında aranılan 2 yıllık iş tecrübesine yönelik SGK hizmet dökümünde toplam … gün tecrübeli olduğunun tespit edilmesine rağmen adayın sınava alındığı ve kadroya atamasının sağlandığı: Adayın sınav aşamasında verdiği bilgilerin doğruluğu yanında, oluşan hatanın sınav jürisinin değerlendirmesine bağlı olarak oluştuğu" görüldüğünden Üniversite'ye Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yaptırım uygulanması teklif edilmiştir.
İkinci konu ise tecrübeye dayalı olarak başvurulan pozisyonlarda adayın tecrübesinin başvurduğu alanda olması, adayın başvuruda bulunduğu alan dışındaki deneyim ya da deneyimlerinin değerlendirme dışında bırakılması gerekmektedir.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları olağan denetimine ilişkin tanzim edilen bir raporda; Öğr. Gör. …'in personel dosyası incelendiğinde ilgilinin … Yüksekokulu'ndan … tarihinde mezun olduğu; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının web sayfasında ilan edilen ve … Üniversitesi …  ön lisans programı için verilen … numaralı Öğretim Görevlisi kadrosu ilanına … tarihinde başvurduğu; başvuru esnasında, sunmuş olduğu Yüksek Lisans mezuniyetine ait herhangi bir evraka rastlanılmadığı; bunun yanı sıra alanında en az 2 yıl süre ile deneyimli olma şartına ilişkin olarak çalıştığı yerlere ilişkin bir takım bilgiler verilmesine ve resmi yazılar görülmesine rağmen çalışılan alanın başvurulan programla bağlantısının olmadığı ve başvurmaya dair şartları taşımadığı görüldüğünden ilgilinin atamasının iptal edilmesi ve Üniversite'ye Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yaptırım uygulanması teklif edilmiştir.
Konu genel anlamda değerlendirildiğinde Öğretim Görevlisi kadrosuna yapılacak atamalarda, adayların başvuruları incelenirken; ilanda ifade edilen Yüksek Lisans mezuniyeti veya belirli sürelerde tecrübeye sahip olma şartlarını taşıyıp taşımadıkları hususlarının belgelerle birlikte titizlikle incelenmesi; adayın, ilana ilişkin tecrübesine istinaden başvurduğu durumda alanında çalıştığını belgelendirilebilir olma hususu ile bu durumun SGK Hizmet Dökümü kayıtlarına göre teyit edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMUNA AİT TAŞINMAZLARIN
KİRAYA VERİLMESİ

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 1. maddesinde; "Genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.
Birinci fıkrada sayılan daire ve idarelere bağlı döner sermayeli kuruluşlar ile özel kanunlarla veya özel kanunların vermiş olduğu yetkiyle kurulmuş bulunan fonların yukarıda belirtilen işlerinin nasıl yapılacağı Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir." hükmü yer almaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 2. maddesinde; "Bu Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır.
Başka başka istekliler tarafından karşılanması mutat olan muhtelif işler bir eksiltmede toplanamaz. Ancak, ihalelerinin ayrı ayrı yapılacağı açıklanmak suretiyle ilanları bir arada yapılabilir.
Bu Kanunda yazılı hallerden yararlanmak amacıyla ihale konusunu oluşturan işler kısımlara bölünemez. Ancak, istekli çıkmadığı takdirde, alım şekillerini değiştirecek mahiyette olmamak üzere önemli işlerin kısımlara ayrılması mümkündür.
İhaleler kesin zaruret olmadıkça işin mahiyetine göre en uygun fiyatla temini mümkün olan mevsimlerde yapılır.
Arsası temin edilmemiş, mülkiyet ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış olan ve gerekli olduğu halde imar durumu, tip yapılarda tatbikat, diğerlerinde avan projeleri ve bunlara dayalı keşifleri bulunmayan yapım işlerinde ihaleye çıkılamaz.
Ancak, arsa temin edilmesi, mülkiyet ve kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması şartı; bina ve benzeri mahiyetteki inşaatlar dışındaki ihalelerde aranmaz." denilmektedir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun'da; "Bu Kanunun 55 inci maddesine göre yükseköğretim kurumları adına tapuda kayıtlı taşınmazların kiralanması, satılması ve işletilmesi suretiyle elde edilecek gelirler ile Hazine adına kayıtlı olup, yükseköğretim kurumlarına tahsis edilmiş taşınmaz malların üzerinde herhangi bir inşaat yapılmamak ve irtifak hakkı tesisine konu edilmemek şartıyla eğitim, sağlık ve sosyal amaçlı kiralanması ve işletilmesi suretiyle elde edilecek gelirlerin tamamını ilgili yükseköğretim kurumunun her çeşit mal ve hizmet alımlarında ve sermaye harcamalarında (yükseköğretim kurumları adına tapuda kayıtlı taşınmazların satılması suretiyle elde edilen gelirlerin tamamı sadece sermaye harcamalarında) kullanılmak üzere bir yandan özel gelir, diğer yandan mevcut veya yeni açılacak tertibe özel ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Sermaye giderleri, yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir. Bu ödeneklerin yılı içinde harcanmayan kısmı ertesi yılın bütçesine devren gelir ve ödenek kaydolunur.
Hazine adına kayıtlı olup yükseköğretim kurumlarına tahsis edilmiş taşınmaz mallar üzerinde ilgili yükseköğretim kurumlarının teklifi üzerine, öğrenci yurt binası ve müştemilatı yaptırılmak üzere mülkiyetin gayri aynî hak tesis edilebilir." denilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 3. maddesinde; "Bu Kanunda yazılı işleri yaptırmaya ve ihaleye, idarelerin ita amirleri yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Aşağıdaki şahıslar doğrudan veya dolaylı olarak ihalelere katılamazlar:
1. İhaleyi yapan idarenin;
a) İta amirleri,
b) İhale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanlar,
c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şahısların eşleri ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dâhil) kan ve sıhri hısımları,
d) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şahısların ortakları (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç).
2. Bu Kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar.

İhale konusu işlerin her türlü özelliğini belirten şartname ve varsa ekleri idarelerce hazırlanır. Bu şartnamelerde işin mahiyetine göre konulacak özel ve teknik şartlardan başka genel olarak aşağıdaki hususların da gösterilmesi zorunludur:
a) İşin niteliği, nevi ve miktarı,
b) Taşınmaz malların satışı, kiraya verilmesi, trampa edilmesi ve üzerlerinde mülkiyetin gayri ayni hak tesisinde tapu kayıtlarına göre yeri, sınırı, yüzölçümü, varsa pafta, ada ve parsel numarası ve durumu,
c) Tahmin edilen bedeli, geçici teminat miktarı ve kesin teminata ait şartlar,
d) İşin yapılma yeri, teslim etme ve teslim alma şekil ve şartları,
e) İşe başlama ve işi bitirme tarihi, gecikme halinde alınacak cezalar,
f) İsteklilerde aranılan şartlar ve belgeler,
g) İhaleyi yapıp yapmamakta ve uygun bedeli tespitte idarenin serbest olduğu,
h) İhale kararının karar tarihinden itibaren en geç 15 işgünü içinde ita amirince onaylanacağı veya iptal edilebileceği,
i) Vergi, resim ve harçlarla sözleşme giderlerinin kimin tarafından ödeneceği,
j) Ödeme yeri ve şartlarıyla avans verilip verilmeyeceği, verilecekse şartları ve miktarı,
k) Sözleşme konusu işlerin malzeme veya birim fiyatlarındaki değişiklikler nedeniyle eğer ödenecekse fiyat farkının ne şekilde ödeneceği,
l) Süre uzatımı verilebilecek haller ve şartları,
m) İşin süresinden önce bitirilmesinde fayda görülen hallerde erken bitirme primi verilecekse miktarı, şartları ve ödeme şekli,
n) İhtilafların çözüm şekli.

Bakanlar Kurulu:
a) Tip şartnamelerin genel ve ortak esaslarını belirlemeye,
b) Şartnamelere konulmak üzere 7 nci maddede sayılan hususlarla ilgili veya bunlar dışındaki konularda genel esaslar tespit etmeye, yetkilidir.

İhalesi yapılacak her iş için bir onay belgesi hazırlanır. Onay belgesinde, ihale konusu olan işin nevi, niteliği, miktarı, varsa proje numarası, tahmin edilen bedeli, kullanılabilir ödenek tutarı, avans ve fiyat farkı verilecekse şartları, ihalede uygulanacak usul, yapılacaksa ilanın şekli ve adedi, alınacaksa geçici teminat miktarı belirtilir. Onay belgesinde ayrıca, Şartname ve eklerinin bir bedel karşılığında verilip verilmeyeceği, bedel karşılığı verilecekse bedelin ne olacağı gösterilir.

İta amirleri, ilgili idarenin memurlarından birinin başkanlığında idareden, yapım işlerinde işin ehli veya uzmanı olmak şartıyla, en az bir kişi ve maliye memurunun katılmasıyla kurulacak komisyonları görevlendirirler. Komisyonlara yardımcı olmak üzere, ihale kararlarına katılmamak şartı ile gereği kadar memur ve uzman da görevlendirilebilir. İhale komisyonları eksiksiz olarak toplanır. Komisyon kararları çoğunlukla alınır. Oyların eşit olması halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunlukta kabul edilir. Kararlarda çekimser kalınamaz. Muhalif kalan üye karşı oy gerekçesine kararın altına yazarak imzalamak zorundadır. Komisyon başkan ve üyeleri, oy ve kararlarından sorumludurlar.

İhale konusu olan işler aşağıdaki esas ve usullere göre isteklilere ilan yoluyla duyurulur:
1. İhalenin yapılacağı yerdeki ilanlar:
a) Günlük gazete çıkan yerlerde ihaleler, ihalenin yapılacağı yerde çıkan gazetelerde en az bir gün aralıkla yayınlanmak suretiyle iki defa duyurulur. Gazete ile yapılacak ilk ilan ile ihale günü arası 10 günden, son ilan ile ihale günü arası 5 günden az olamaz.
b) Günlük gazete çıkmayan yerlerdeki ihalelerde ilan, bu fıkranın (a) bendindeki süreler içinde ilgili idare ile hükümet ve belediye binalarının ilan tahtalarına asılacak yazılar ve belediye yayın araçları ile yapılır. Bu işlemler bir tutanakla belgelenir. Bu yerlerde en çok 7 gün aralıklarla gazete çıkıyorsa ayrıca gazete ile bir defa ilan yapılır.
2. Diğer şehirlerde yapılacak ilanlar: Tahmin edilen bedeli her yıl Genel Bütçe Kanunu ile belirlenecek miktarı aşan ihale konusu işler (1) numaralı fıkraya göre yapılacak ilanlardan başka, tirajı göz önüne alınarak ili Basın-İlan Kurumunca tespit olunacak günlük gazetelerden birinde, ihale tarihinden an az 10 gün önce bir defa daha ilan edilir.
3. Resmi Gazete ile yapılacak ilanlar: Tahmin edilen bedeli (2) numaralı fıkra uyarınca belirlenecek miktarını üç katını aşan ihale konusu işler, ihale tarihinden en az 10 gün önce bir defada Resmi Gazete ‘de ilan edilir.
4. İdareler, işin önem ve özelliğine göre bu ilanları yurt içinde ve yurt dışında çıkan başka gazeteler veya öteki yayın araçları ile de ayrıca yayınlatabilirler.
5. Pazarlık usulü ile yapılacak ihaleler için idareler, ilan yapıp yapmamakta serbesttirler.

İlanlarda aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur:
a) İhale konusu olan işin niteliği, yeri ve miktarı,
b) Şartname ve eklerinin nereden ve hangi şartlarla alınacağı,
c) İhalenin nerede, hangi tarih ve saatte ve hangi usulle yapılacağı,
d) Varsa tahmin edilen bedel ve geçici teminat miktarı,
e) İsteklilerden aranılan belgelerin neler olduğu,
f) Kapalı teklif usulüyle yapılacak ihalelerde, tekliflerin hangi tarih ve saate kadar nereye verileceği.

İsteklilerden, ihale konusu olan işin tahmin edilen bedelinin % 3'ü oranında geçici teminat alınır. Kanun'da yer alan 10 uncu madde uyarınca yapılacak ihalelerde geçici teminat teklif edilen bedelin, tasfiye idaresince yapılan taşınır mal satışlarında ise satışa esas bedelin % 3'ünden az olamaz.

Komisyonlar gerekçesini belirtmek suretiyle, ihaleyi yapıp yapmamakta serbesttir. Komisyonların ihaleyi yapmama kararı kesindir.

İhale komisyonlarınca alınan kararlar, komisyon başkan ve üyelerinin adları, soyadları ve esas görevleri belirtilerek imzalanır. Kararlarda isteklilerin isimleri, adresleri, teklif ettikleri bedeller, ihalenin hangi tarihte ve hangi istekli üzerine hangi gerekçelerle yapıldığı, ihale yapılmamış ise nedenleri belirtilir.

İhale komisyonları tarafından alınan ihale kararları, ita amirlerince karar tarihinden itibaren en geç 15 işgünü içinde onaylanır veya iptal edilir. İta amirince karar iptal edilirse ihale hükümsüz sayılır.

İta amirince onaylanan ihale kararları, onaylandığı günden itibaren en geç 5 işgünü içinde, üzerine ihale yapılana veya vekiline, imzası alınmak suretiyle bildirilir veya iadeli taahhütlü mektupla tebligat adresine postalanır. İhale kararlarının ita amirince iptal edilmesi halinde de, durum istekliye aynı şekilde bildirilir.

Devlet İhale Kanunun 1 inci maddesinde yazılı işlerin ihalelerinde aşağıdaki usuller uygulanır:
a) Kapalı teklif usulü,
b) Belli istekliler arasında kapalı teklif usulü,
c) Açık teklif usulü,
d) Pazarlık usulü,
e) Yarışma usulü. İşin gereğine göre bu usullerden hangisinin uygulanacağı, bu Kanun hükümlerine uyularak idarelerince tespit edilir.

Bütün ihaleler bir sözleşmeye bağlanır. Sözleşme, idare adına ita amiri tarafından imzalanır.

Taahhüdün, sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, sözleşme yapılmasından önce müteahhit veya müşteriden ihale bedeli üzerinden hesaplanmak suretiyle % 6 oranında kesin teminat alınır. Tasfiye idaresince yapılan taşınır mal satışlarında kesin teminat, ihale bedelinin % 6'sından az olamaz. Müteahhit veya müşterinin bu zorunluluğa uymaması halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale bozulur ve varsa geçici teminatı gelir kaydedilir. Verilen kesin teminat, teminat olarak kabul edilen diğer değerlerle değiştirilebilir. Sözleşmenin yapılmasından sonra geçici teminat iade edilir (Yapım işlerindeki kesin teminat için bk. Devlet İhale Kanunu).

İdare, kanunda ifade edilen yazılı süre içinde sözleşme yapılması hususunda kendisine düşen görevleri yapmak ve taşınmaz malların satımında, ferağa ait işlemleri tamamlamak, şartnamede belirtilen sınır ve evsafa göre satılan malları müşteriye teslim etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, müteahhit veya müşteri, sürenin bitmesinden itibaren en çok 15 gün içinde, 10 gün müddetli bir noter ihbarnamesi ile bildirmek şartıyla, taahhüdünden vazgeçebilir. Bu takdirde teminat geri verilir. Müteahhit veya müşteri, ihaleye girmek ve teminat vermek için yaptığı masrafları istemeye hak kazanır. Tebligatın 32 nci maddedeki sürede yapılmamasından dolayı idarenin zararına sebep olanlar hakkında kanuni işlem yapılır.

Sözleşme yapıldıktan sonra 63 üncü maddede yazılı hükümler dışında müteahhit veya müşterinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. Gelir kaydedilen kesin teminat, müteahhit veya müşterinin borcuna mahsup edilemez

Kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresi, on yıldan çok olamaz. Turistik tesis kurulacak yerlerin ve turistik tesislerin ve enerji üretimi tesisleri ile iletim ve dağıtım tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan arazilerin ve doğal gaz iletim, dağıtım ve depolama tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan arazilerin on yıldan fazla süre ile kiraya verilmesi mümkündür. Üç yıldan fazla süre ile kiraya verme işlerinde, önceden Maliye Bakanlığından izin alınması şarttır. Katma bütçeli idarelerde bu izin, idarelerin bağlı bulundukları bakanlıktan alınır. Üç yıldan fazla süre ile kiraya verme işlerinde, kira bedeli her yıl şartname ve sözleşmesindeki esaslara göre yeniden tespit edilir.

Sözleşme, ita amirinin yazılı izni ile başkasına devredilebilir. Ancak, devir alacaklarda ilk ihaledeki şartlar aranır. İzinsiz devir yapılması halinde, sözleşme bozulur ve müteahhit veya müşteri hakkında 62 nci madde hükümleri uygulanır.

Aşağıda belirtilen durumlarda ihale işleri Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak kıymet takdiri suretiyle yapılır.
1. Bu Kanun kapsamına giren idarelerin kendi aralarında yaptıkları ihale işleri,
2. (1) numaralı fıkrada belirtilen idarelerin her türlü ihtiyaçlarının;
a) Bu idarelere bağlı sabit veya döner sermayeli müesseseler ve özel bütçeli idarelerin kurdukları birliklerden,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri ile sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte Devlete, kamu iktisadi teşebbüslerine veya mahalli idarelere ait kuruluşlardan,
c) Türk Silahlı Kuvvetlerini güçlendirmek amacıyla kurulmuş olan vakıflar ile sermayesinin yarısından fazlası bu vakıflara ait olan kuruluş, şirket ve müesseselerden,
d) Özel kanun ile kurulan tüzelkişiliğe sahip ve ortaklarının veya kanunların öngördüğü durumlarda ortak olmayanların ürünlerini alan, işleyen, değerlendiren iyileştiren, satan, üretim ihtiyaçlarına yarayan araç ve gereçleri sağlayan ortaklıklar ve bunlara ait birliklerden,
e) Özel kanunlarla kurulmuş ve kendilerine kamu görevi verilmiş tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardan, Temini ile ilgili ihale işleri.
(2) numaralı fıkranın uygulanmasında, ihale konusu mal ve hizmetlerle, taşıma işlerinin bizzat o kuruluşlar tarafından üretilmesi ve yapılması zorunludur. Ancak, bu fıkrada yazılı olup kuruluş amaçları temel gıda ve günlük tüketim maddelerini alıp satmak olan kuruluşlar bakımından, sözü edilen günlük gıda ve tüketim maddeleri; sanayi kuruluşları bakımından da, imal edilecek mamullerin bünyesine giren hammade, yarı mamul, devre elemanları, aksesuar, yardımcı özel teçhizat ve bir bütün halinde kurulacak tesislerde kullanılan ve kuruluşun imalat sahasına girmeyen makine, teçhizat için bizzat üretim ve yapım şartı aranmaz.
Bu usulle yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım ve taşıma işlerinin kıymet takdirleri satış fiyatları Devletçe veya görevli mercilerce tespit olunanlar için bu fiyatlar esas alınmak suretiyle, fiyatları bu şekilde tespit olunmayanlar için ise 9 uncu maddedeki usule göre alıcı kuruluşlarca yapılır.
Satış fiyatları Devletçe veya görevli mercilerce tespit olunan mallar, dağıtımı yapan kuruluşlarda bulunmadığı belgelenmek şartıyla bu fiyatlarla en yakın piyasadan da satın alınabilir.
İdarelere zorunluluk yükleyen özel hükümler saklıdır.

İhale işlemlerinin hazırlanması, yürütülmesi ve sonuçlandırılması sırasında;
a) Hile, desise, vait, tehdit, nüfuz kullanma ve çıkar sağlama suretiyle veya başka yollarla ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya buna teşebbüs etmek,
b) Açık teklif ve pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde isteklileri tereddüde düşürecek veya rağbeti kıracak söz söylemek ve istekliler arasında anlaşmaya çağrıyı ima edecek işaret ve davranışlarda bulunmak veya ihalenin doğruluğunu bozacak biçimde görüşme ve tartışma yapmak,
c) İhale işlemlerinde sahte belge veya sahte teminat kullanmak veya kullanmaya teşebbüs etmek, taahhüdünü kötü niyetle yerine getirmemek, taahhüdünü yerine getirirken idareye zarar verecek işler yapmak veya işin yapılması veya teslimi sırasında hileli malzeme, araç veya usuller kullanmak, yasaktır.

Devlet İhale Kanunun 83 üncü maddenin (c) bendinde yazılı fiil ve davranışları bu durumları iş tamamlandıktan ve kabul işlemi yapıldıktan sonra anlaşılmış olsa dahi tespit edilenler ile, o işteki ortak veya vekilleri haklarında ceza kovuşturması yapılır; hükmolunacak ceza ile birlikte bir yıldan üç yıla kadar bütün ihalelere girmekten mahkeme kararı ile yasaklanırlar. Bu Kanun kapsamına giren işlerden dolayı haklarında Türk Ceza Kanununun 342 nci maddesi ile son soruşturmanın açılmasına karar verilen müteahhitlere, yargılama sonuna kadar, hiçbir suretle yeni iş verilmez. Bu Kanun kapsamına giren işlerden dolayı haklarında Türk Ceza Kanununun 339 340 ıncı maddeleri ile son soruşturmanın açılmasına karar verilen kontrol teşkilatı mensupları, yargılama sonuna kadar görevden uzaklaştırılırlar. (Değişik: 2/1/2003-4782/4 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının Üçüncü Babının Üçüncü Faslında yer alan rüşvet verme suçu ile 339, 340 ve 342 nci maddelerine göre, bu Kanun kapsamındaki suçlar nedeniyle haklarında tekerrür hükümleri uygulananlar, mesleklerini icradan men olunurlar ve herhangi bir ad altında müteahhitlik yapamazlar. Bu mahkümiyete ilişkin kararlar, ilgililerin meslek ve müteahhitlik sicillerine işlenir.

İhale, muayene ve kabul komisyon veya heyetlerinin başkan ve üyeleri ile diğer ilgililer, görevlerini kanuni gereklere göre tarafsızlıkla yapmadıkları ve taraflardan birinin zararına yol açacak ihmal ve kusurlu hareketlerde bulunduklarının tespiti halinde haklarında disiplin cezası uygulanacağı gibi, fiil ve davranışlarının özelliğine göre ceza kovuşturması da yapılır. Ayrıca, tarafların bu yüzden uğradıkları zarar ve ziyan da kendilerine ödettirilir.

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARINDA KURULLARIN İŞLEYİŞİ

2547 sayılı Kanun ile yükseköğretim kurumlarının bünyesinde çok sayıda kurulun tanımlandığı ve bu kurulların kendi görev alanlarında karar organı olarak çok önemli işlevler yüklendiği görülmektedir. Bahse konu kurulların oluşma şekli, toplanma usulü, görevleri, toplantı ve karar nisabı aşağıdaki tablo yardımıyla özetlenebilir:


KURUL

ÜYELERİ

TOPLANMA USULÜ

TOPLANTI NİSABI

GÖREVLERİ

KARAR NİSABI

Üniversite Senatosu

Rektörün başkanlığında, rektör yardımcıları, dekanlar ve her fakülteden fakülte kurullarınca üç yıl için seçilecek birer öğretim üyesi ile rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokul müdürlerinden teşekkül eder (Md.14).

Her eğitim - öğretim yılı başında ve sonunda olmak üzere yılda en az iki defa toplanır. Ayrıca, Rektör gerekli gördüğü hallerde senatoyu toplantıya çağırır (Md.14).

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır (Md.61).

(1) Üniversitenin eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin esasları hakkında karar almak,
(2) Üniversitenin bütününü ilgilendiren kanun ve yönetmelik taslaklarını hazırlamak veya görüş bildirmek,
(3) Rektörün onayından sonra Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girecek olan üniversite veya üniversitenin birimleri ile ilgili yönetmelikleri hazırlamak,
(4) Üniversitenin yıllık eğitim - öğretim programını ve takvimini inceleyerek karara bağlamak,
(5) Bir sınava bağlı olmayan fahri akademik ünvanlar vermek ve fakülte kurullarının bu konudaki önerilerini karara bağlamak,
(6) Fakülte kurulları ile rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokul kurullarının kararlarına yapılacak itirazları inceleyerek karara bağlamak,
(7) Üniversite yönetim kuruluna üye seçmek,
(8) Bu kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır (Md.14).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Üniversite Yönetim Kurulu

Rektör başkanlığında dekanlardan, üniversiteye bağlı değişik öğretim birim ve alanlarını temsil edecek şekilde senatoca dört yıl için seçilecek üç profesörden oluşur. Ayrıca, Rektör yardımcıları oy hakkı olmaksızın yönetim kurulu toplantılarına katılabilirler (Md.15). 

Rektör gerektiğinde yönetim kurulunu toplantıya çağırır (Md.15).

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

(1) Yükseköğretim üst kuruluşları ile senato kararlarının uygulanmasında, belirlenen plan ve programlar doğrultusunda rektöre yardım etmek,
(2) Faaliyet plan ve programlarının uygulanmasını sağlamak; üniversiteye bağlı birimlerin önerilerini dikkate alarak yatırım programını, bütçe tasarısı taslağını incelemek ve kendi önerileri ile birlikte rektörlüğe ,vakıf üniversitelerinde ise mütevelli heyetine sunmak,(1)
(3) Üniversite yönetimi ile ilgili rektörün getireceği konularda karar almak,
(4) Fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurullarının kararlarına yapılacak itirazları inceleyerek kesin karara bağlamak,
(5) Bu kanun ile verilen diğer görevleri yapmaktır (Md.15).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Fakülte Kurulu

Dekan başkanlığında fakülteye bağlı bölümlerin başkanları ile (varsa) fakülteye bağlı enstitü ve yüksekokul müdürlerinden ve üç yıl için fakültedeki profesörlerin kendi aralarından seçecekleri üç, doçentlerin kendi aralarından seçecekleri iki, yardımcı doçentlerin kendi aralarından seçecekleri bir öğretim üyesinden oluşur (Md.17).

Fakülte kurulu olağan şekilde her yarı yıl başında ve sonunda toplanır. Ayrıca, Dekan gerekli gördüğü hallerde fakülte kurulunu toplantıya çağırır (Md.17).

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

(1) Fakültenin, eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri ve bu faaliyetlerle ilgili esasları, plan, program ve eğitim - öğretim takvimini kararlaştırmak,
(2) Fakülte yönetim kuruluna üye seçmek,
(3) Bu kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır (Md.17).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Fakülte Yönetim Kurulu

Fakülte yönetim kurulu, dekanın başkanlığında fakülte kurulunun üç yıl için seçeceği üç profesör, iki doçent ve bir yardımcı doçentten oluşur (Md.18).

Fakülte yönetim kurulu dekanın çağırısı üzerine toplanır (Md.18).

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

(1) Fakülte kurulunun kararları ile tespit ettiği esasların uygulanmasında dekana yardım etmek,
(2) Fakültenin eğitim - öğretim, plan ve programları ile takvimin uygulanmasını sağlamak,
(3) Fakültenin yatırım, program ve bütçe tasarısını hazırlamak,
(4) Dekanın fakülte yönetimi ile ilgili getireceği bütün işlerde karar almak,
(5) Öğrencilerin kabulü, ders intibakları ve çıkarılmaları ile eğitim - öğretim ve sınavlara ait işlemleri hakkında karar vermek,  (6) Bu kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır (Md.18).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Enstitü Kurulu

Müdür başkanlığında, müdür yardımcıları ve enstitüyü oluşturan ana bilim dalı başkanlarından oluşur (Md.19).

-

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Fakülte Kurulu'na verilmiş olan görevleri enstitü bakımından yerine getirir (Md.19).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Enstitü Yönetim Kurulu

Müdür başkanlığında, müdür yardımcıları, müdürce gösterilecek altı aday arasından enstitü kurulu tarafından üç yıl için seçilecek üç öğretim üyesinden oluşur (Md.19).

-

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Fakülte Yönetim Kurulu'na verilmiş olan görevleri enstitü bakımından yerine getirir (Md.19).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Yüksekokul Kurulu

Müdür başkanlığında, müdür yardımcıları ve okulu oluşturan bölüm veya ana bilim dalı başkanlarından oluşur (Md.20).

-

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Fakülte Kurulu'na verilmiş olan görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir (Md.20).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Yüksekokul Yönetim Kurulu

Müdür başkanlığında, müdür yardımcıları ile müdürce gösterilecek altı aday arasından yüksekokul kurulu tarafından üç yıl için seçilecek üç öğretim üyesinden oluşur  (Md.20).

-

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır  (Md.61).

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Fakülte Yönetim Kurulu'na verilmiş olan görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir (Md.20).

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Vakıf Üniversitesi
Mütevelli Heyeti

Vakıf yönetim organı tarafından 4 yıl için seçilen en az 7 kişiden oluşur. En az 2/3'ü yükseköğrenim görmüş olmalıdır. Başkan kendi aralarından seçilir Rektör ya da Müdür doğal üyedir.

-

Yükseköğretim Kurulu dışında yer alan kurulların toplantı nisabı kurul üye tamsayısının yarıdan fazlasıdır (Md.61).

Mütevelli heyeti, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını, öğretim elemanı dışındaki personelin terfilerini ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini kabul eder ve uygulamaları izler. Öğrencilerden alınacak ücretleri tespit eder. Ayrıca Yükseköğretim Kurulu'nun olumlu görüşü alınmak suretiyle vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.

Bütün kurullarda kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Ayrıca, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz  (Md.61).

Kurulların çalışması ile ilgili olarak yukarıdaki tabloda özetlenen kurallar dışında uygulamada ortaya çıkan bazı hususlara da dikkat edilmesinde yarar vardır. Bu hususlara aşağıda kısaca değinilmiştir.

  • Tablo incelendiğinde anlaşılacağı üzere; mevzuata göre kurul toplantılarında, toplantı yeter sayısı üye sayısının yarısından fazlası, karar yeter sayısı katılanların salt çoğunluktur. Uygulamada ortaya çıkan sorunlar hakkında verilen yargı kararlarında konuyla ilgili olarak ortaya çıkan belirsizlikler giderilmiştir. Bu çerçevede örneğin bir fakülte yönetim kurulunun Dekan, 3 profesör üye, 2 doçent üye, 1 yardımcı doçent olmak üzere 7 üyeden oluştuğu dikkate alındığında, toplantı yeter sayısının (7/2=3,5'tan fazlası) 4 kişi, karar yeter sayısının ise 3 kişiden az olamayacağı, (asgari toplantı yeter sayısı olan 4 kişiye göre) bu durumda toplantıya 3 kişi katılsa ve 3 imza olsa bile bu kararın hukuki anlamda hüküm ve sonuç doğurmayacağı dikkatten kaçmamalıdır. Bu nedenle her toplantı ve her karar açısından toplantı nisabı ve karar nisabının sağlanmasına dikkat edilmelidir.
  • Yapılan toplantı ve alınan kararlarda kurullara üye kişilerin tamamının bulunması esastır. Bulunmayan üyelerin ise geçerli bir mazereti olmalıdır (Örneğin; görevli, izinli, raporlu gibi). Toplantı tutanaklarının başında toplantıya katılanların yanı sıra katılmayanların da yazılması ve katılmayış mazeretlerinin tutanağa geçirilmesi uygun olacaktır.  
  • Bir yönetim kurulu üyesinin (6 ay gibi) geçici görevlendirmesi veya yurtdışı eğitime gitmesi gibi hallerde görev süresi dolmasa bile yerine yeni bir öğretim üyesinin seçilmesinin, üyenin temsil ettiği kitlenin (Prof., Doç., Yrd. Doç. gibi) iradesinin kurullara yansıması açısından uygun olacaktır.
  • Toplantı sonunda alınan kararların hemen imza altına alınmasının, ortaya çıkabilecek olumsuzlukların bertaraf edilmesi açısından çok büyük önem taşıdığı, toplantılarda alınan kararların bir sonraki toplantıda imza altına alınması ya da üyelere dolaştırılarak imzalatılması durumunda hataların ortaya çıktığı görülmektedir. Alınan kararlarda toplantıda olmayan kişilerin kararda imzasının olması ya da toplantıda olan kişilerin imzasının alınamaması, yeni üye olan kişilerin imzasının olması ya da üyeliği düşen kişinin kararın alındığı toplantıda olmasına rağmen imzasının alınmaması şeklinde çeşitli aksaklıklar çıkabilmektedir. Dolayısıyla hukuken alınan kararın geçerli olması ya da sakatlanmaması açısından ve alınan kararda oyu olan ya da olmayan kişilerin hukuki sorumluluklarının doğru tespiti açısından bu hususa özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir.
  • Alınan kararlara katılmayan, karşı oy veren kişilerin alınan her bir karar için ayrı ayrı ismen belli olması gerekmektedir. "8/3 oy çokluğu ile" ya da "toplantıya katılanlardan 8'inin oyçokluğu ile" şeklindeki ifadeler uygun değildir. Alınan karara katılmayan kişilerin kimler olduğu hususunda her hangi bir şüphe olmayacak şekilde kararların imza altına alınması gerekmektedir. Ayrıca karara katılmayanların neden katılmadıklarına ilişkin açıklamaları varsa, bu açıklamanın da kararın eki olarak kayıt altına alınması gerekmektedir.  
  • Kararların aynı sayfa içerisinde ardı ardına alındığı durumda her sayfanın altına katılan üyelerin her sayfada parafının olması ve son sayfada imzaları açılarak imzalanması, her bir kararın ayrı bir sayfaya kaydedilmesi şeklinde bir yöntemin belirlenmesi durumunda ise her bir kararın katılan üyeler tarafından imzalanması gerekmektedir.
  • Karar defterlerinde Raportör olarak katılan kişilerin kararları imzalamasının, toplantı ve karar nisabının hesaplanmasında karışıklıklara yol açabileceği değerlendirildiğinden, raportörlerin imzası yerine kararların altında paraflarına yer verilmesi daha uygun olacaktır.
  • Kararların kayıt altına alınması ve muhafazasının güvence altına alınması açısından kararların karar defterine alınması ya da alınan kararların karara defterine yapıştırılması, defterin her sayfasının 1 den başlayarak numaralandırılmış olması ve kararlar eğer yapıştırılıyor ise yapıştırılan sayfaların dört kenarından, mührün yarısı defter sayfasına, yarısı yapıştırılan sayfaya gelecek şekilde mühürlenmesi gerekmektedir.
.