IX. Üniversitelerarası Cinsel Taciz ve Saldırı İşbirliği ve İletişim Grubu Çalıştayı Raporu Yaımlandı

28 Aralık 2015

 

 

 

Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜKSAM)'nin düzenlediği, 27 Kasım 2015 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi R Salonu'nda yapılan "IX. Üniversitelerarası Cinsel Taciz ve Saldırı İşbirliği ve İletişim Grubu Çalıştayı" na farklı üniversitelerden 40' a yakın akademisyen katılmış ve çalıştay başarıyla tamamlanmıştır.

 

Açılış konuşmalarını HÜKSAM Müdürü Prof. Dr. Şevkat Bahar-Özvarış ve Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şebnem Harput gerçekleştirmiştir.

 

Daha sonra "Hacettepe Üniversitesinde Cinsel Taciz ve Cinsel Saldırı Araştırması" sonuçlarını HÜKSAM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Nüket Paksoy-Erbaydar sunmuştur. Sunum sonunda katılımcılar, nicel araştırma yaparken nitel araştırmaların da (odak grup görüşmelerinin de) yapılması gerektiği; erkek öğrencilerin cinsel taciz konusundaki sınırlarının çok muğlak olduğu, üniversite yönetimlerine kanıta dayalı raporlar sunmanın kıymetli olduğunu belirtmişlerdir.

 

HÜKSAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nüket Örnek Büken Üniversitede Cinsel Taciz ve Cinsel Saldırı Araştırmalarında Etik ve Yöntemsel Yaklaşımlar başlıklı oturumu yönetmiştir. Sunumuna ek olarak Prof. Örnek Büken; önyargıları kırmak konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiği, görüp susmanın suça ortak olmak olduğu, tacize aciz kalmamak gerektiği, kişiler bulunup cezalandırılıp sorunu çözmeye gidildiği, ancak sistemin, insanın ve yönetimlerin de kalitesinin artırılması gerektiği, tacizi belirleyen unsurun, niyet değil diğer kişide bıraktığı etkinin önemli olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, mahremiyet ve gizliliğin tıp etiğinin olmazsa olmazı olduğu, ahlakçı olmadan öznelleşmek gerektiği, öğretim üyesi-öğrenci ilişkisinin bir profesyonel iş/uygulama olduğu, sınırları olduğu, cinsel taciz araştırmalarında amaç/uygulama yöntemi/gerçeklik/yarar/onam konularının dikkate alınması gerektiği, araştırmanın gerçekliği ve gerekliliği kabul gördükten sonra sonuçların toplumla paylaşılması gerektiğini ifade etmiştir. Bunlara ek olarak mağduru yalnız bırakmanın yapılabilecek en büyük kötülük olduğu, dış denetimden uzak kurumların, yüksek mevkiye sahip kişilerin tacizci olma ihtimalinin arttığı, tacizi ifşa ederek suça ortak olmamak gerektiği, mobbing konusunun da bir başka basamak olduğu ve kadınların akademik/iş ortamında mobbinge daha fazla maruz kaldığı belirtmiştir.

 

Sunum sonunda katılımcılarla yapılan tartışma bölümünde ele alınan konular;

 

Kadınının beyanının esas olduğunu kabul ettiğimizde, kadının erkeği taciz ettiği ya da yalan beyanda bulunduğu durumlar karşısında nasıl koruyucu olunabileceği, kadının beyanının esas olmasının, "konu dikkate alınmalı ve değerlendirilmeli" anlamına geldiği, "kadının her söylediği doğrudur" demek olmadığı, ancak tacizcinin bunu sık sık kullandığı; "kadının kendi uydurduğu bir şey bu" diyerek tacizcinin kendini savunduğu, deliller bulunamadığında da soruşturmadan sonuç alınamadığı ya da soruşturmanın hiç açılmadığı belirtilmiştir.

 

Dokuz Eylül Üniversitesi'nin her fakültedeki öğrencilerinin, toplumsal cinsiyet algısı üzerine araştırma yaptıkları, Ankara Üniv. Hukuk Fakültesi ile iletişime geçilerek "Cinsel Taciz Politika Belgesi" hazırlandığı, İzmir' deki dokuz üniversitenin bir araya geldiği, birimlerin resmi olarak şikâyette bulunulmaması durumunda ne yapılması gerektiği, yöneticilerin tutumunun bu durumda önemli olduğu, kişilerin konuyla ilgili karar verme konusunda sorumluluk almak istememeleri halinde kurul oluşturulabileceği, bu konuların gizli tutulacağı teminatı verilirse başvuruların birimlere daha çok olacağı, üniversitelerin konu hakkında isimlerinin duyulmasını istemedikleri, konuyu örtbas yoluna gittikleri, öğrencilerin ise ‘isim verelim, ifşa olsun' tutumunu çokça benimsedikleri, bu tür soruşturmaların sonuçlarının açıklanmıyor olmasının kişinin kendini yalnız hissetmesine yol açtığı, merkezlerde ne sıklıkta taciz başvurusu olduğunun, bu konuda neler yapıldığının, cezalandırmaların olup olmadığının bilinmesinin önemi ve bu gibi verilerin her yıl açıklanmasının faydalı olacağı konusunda konsensüs sağlanmıştır.

 

Toplantının öğleden sonra ki oturumunda Cinsel Taciz ve Cinsel Saldırı İşbirliği Grubu Yöneticisi Prof. Dr. Sayın Gülriz Uygur Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Cinsel Saldırıya Yönelik Deneyimler, İyi Uygulama Örnekleri adlı oturumun başkanlığını yapmıştır.

 

Sunum sonunda katılımcılarla yapılan tartışma bölümünde ele alınan konular;

 

Bu oturumda bu konunun üniversitelerde ders olarak ele alınması konusunun "çok hassas bir konu" olduğu, birinci sınıf öğrencilerini korkutmadan, heyecanlandırmadan, üniversite hakkında kötü bir izlenim edinmeden bilgilendirmenin gerekli olduğu ifade edilmiştir. Geçen yıl Mayıs ayındaki (7 Mayıs) YÖK çalıştayından sonra YÖK'ten üniversitelere "Yüksek Öğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi" nin gönderildiği belirtilmiştir. Öğrencilerin mümkün olduğu kadar erken bu hassasiyetlere dikkat edilerek bilgilendirilmesinin önemi vurgulanmıştır. Bu konuyu öğrenciler düzeyinde ele alırken dikkatli olunması gerektiği, ürkütmeden ve dengeli bir konuşma yapmanın önem taşıdığı, ince ayrıntılarıyla düşünülerek, dikkatle hazırlanması gerektiği konuşulmuştur. Bu konuda merkezlerin birbirinden destek ve yardım almasının yararlı olacağı ifade edilmiştir. Üniversitelerde bu konuyla ilgili seçmeli derse başlanabileceği ya da seminerlere başlanılabileceği, bütün üniversitelerde zorunlu olmaması gerektiği, üniversitelerin yetkinliğine göre esneklik olması gerektiği, zorunlu yapabilenin zorunlu yapabileceği de belirtilmiştir.

 

Hacettepe Üniversitesi'nde UNI-101 seçmeli ders şeklinde 30 kredilik, o akademik yılın başında üniversitenin tüm fakültelerine yeni başlayan öğrencilerin aldığı derslerin olduğu belirtilmiş, bu yıl bu dersler kapsamında, "Toplumsal Cinsiyet eşitlikliği", "ayrımcılık ", "TC eşitsizliğinin sonuçları neler olabilir?","cinsel taciz ve saldırı nedir?", "disiplin ve TCK'da karşılığı nedir?", "üniversitedeki olanaklar", "nerelere başvurulabilir?" konularını kapsayan HÜKSAM olarak bir seçmeli ders konduğu belirtilmiştir. Dersi çok fazla öğrencinin tercih ettiği, bu ders kapsamında ayrıca kadın konusunda çalışan öğrenci topluluklarından ve kadın platformundan kişilerin davet edildiği, onların da öğrencilere kendilerini tanıttıkları bir oturum olduğu bilgisi paylaşılmıştır.

 

Prof. Dr. Yıldız Ecevit ve Prof. Dr. Gülriz Uygur'un YÖK'te kurulan komisyonda bu konuyu dile getirdikleri, bu konunun üniversitelerde uzaktan eğitimle "e-ders" olarak okutulabileceğinin konuşulduğu ifade edilmiştir. Komisyonda kendilerinin böyle bir ders materyalini hazırlayabilecekleri bilgisi aktarılmıştır. Bazı üniversitelerin bunu kullanabileceği, isteyen üniversitenin, yeterli hocası olanların ders şeklinde yürütebileceği ifade edilmiştir. En gelişmiş bilişim teknikleri ve veriler kullanılarak herkesin erişimine olanak verecek böyle bir e-ders hazırlanabileceği ve böylece en azından standart bir eğitimin baz düzeyde sağlanabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, ‘çekirdek eğitim programı' oluşturulmasının, uzaktan eğitim, kitaplar, broşürler geliştirilmesinin önemi ifade edilmiştir.

 

Bu kapsamdaki üniversitelerde uygulanan örnekler paylaşılırken BENİM ÇOCUĞUM BELGESELİ'nin homofobinin önlenmesi için oldukça faydalı bir belgesel olduğu ifade edilmiştir.

 

DEKAUM tarafından cinsel taciz ile ilgili bir politika belgesi hazırlandığı, bunun senatodan geçme aşamasında olduğu, kadın araştırmalarına bağlı bir CT birimi kuracakları, bir koordinatörün ve 5 kişilik yönetim kurulunun olacağı bilgisi paylaşılmıştır.

 

Koç Üniversitesi, uzun süre "e-eğitim" için veri topladıklarını, planlar yaptıklarını, konuyla ilgili yönetmelik çıkardıklarını, fakülte ve idari birimlerinden 9 cinsel taciz danışmanı belirlendiğini, psikolojik destek ihtiyacı olanlara destek sağlanması için mekanizmaların kurulduğunu ifade etmiştir, hazırladıkları on-line eğitimlerinden bir örnek de sunulmuştur. Bu programın üniversitelerinde önce idari ve akademik çalışanlara şu anda eğitime açık durumda olduğu bilgisini paylaşmışlardır. Üniversitede farklı kültürlerden birçok kişinin yaşadığı, bunların her birinin bu on-line eğitimdeki içeriği nasıl algılayacağının önemli olduğu belirtilmiştir.

 

Taciz/tecavüz olduğunda üniversitede 7/24 başvuruya cevap verecek ünitelerin olmasının önemi konuşulmuştur. Kampüs içindeki güvenlik biriminden, yurtların içinde güvenlik personelinden, sağlık merkezlerinin de 7/24 çalışıyor oldukları belirtilmiş, ancak buralarda çalışan personelin böyle bir başvuruda ne yapacakları konusunda eğitim alması gerektiği ifade edilmiştir.

 

Bu konularda "CTS işbirliği ağı"nın önemi, paylaşım, haberleşme ve işbirliği için iletişim ağının önemi konuşulmuştur.

 

Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Cinsel Saldırıya Yönelik Yapılanma Konusunda Zorluklar, Fırsatlar, Öneriler adlı oturumu yönetmek üzere HÜKSAM Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Özlem Cankurtaran görev almıştır.

Sunum sonunda katılımcılarla yapılan tartışma bölümünde ele alınan konular;

 

Bu bölümde farklı üniversitelerden katılımcılar yaşanmış örnekler üzerinden çözüm önerilerini tartışmaya açmışlardır. Cinsel taciz uygulayıcılarını deşifre etme tutumlarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasının hukuki sonuçları tartışılmıştır.

 

Uygulama örnekleri konuşulurken Prof. Dr. Nüket Örnek Büken tarafından Hacettepe Üniversitesi Akademik Etik Kurul'un çalışmalarının anlatıldığı bir sunum yapılmıştır. Bu kapsamda; Hacettepe'de Mayıs 2012'de duyarlı akademisyenlerin oluşturduğu bir inisiyatif ile mobbing konusunda bir girişim olduğu, sonra kapsamının genişletildiği, bir yönerge oluşturarak fakültelerin temsilcilerinden ve HÜKSAM temsilcisinin de olduğu bir yapının kurulduğu, konunun senatoya sunularak kabul edildiği bilgisi paylaşılmıştır. Yönerge kapsamında mobbing, adam koruma/ kayırma, taciz ve cinsel tacizin konu kapsamında yer aldığı, başvuru için bir kılavuzun hazırlandığı, gizlilik ilkesinin tüm süreç boyunca temel olarak yer aldığı, tanıkların dinlendiği veya sözlü/yazılı olarak ifadelerine başvurulduğu söylenmiştir. Bu yapının süreç içerisinde yaşadığı temel sorunlar paylaşılmıştır. Bu tür etik kurulların üniversitelerde önemli görevler üstleneceği ifade edilmiştir.

 

Tartışmada, üniversitelerde bu konuda öğrencileri bilgilendirme, farkındalık oluşturma için 25 Kasım ve 8 Mart'ta yapılacak etkinliklerin bir fırsat olduğu, bunu düzenli olarak yapmanın yararı konuşulmuştur. Öğrencilerin kendilerinin üniversitelerde kurdukları yapıların, kulüplerin, toplulukların, onların kendi hazırladıkları sunumların, afiş, broşürlerin de önemli olduğu ifade edilmiştir.

 

Eskişehir'de Kadın Sorunları Merkezi'nde yapılanlar paylaşılmış ve bu konuda öğrencilerle birlikte bir konsey kurdukları, Özgecan olayından sonra cinsel tacize hayır yürüyüşü yaptıkları, t-shirt yaptırdıkları, basın bildirisi ile basına duyurdukları bilgisi paylaşılmıştır.

 

Çalıştayın sonunda CTS ile ilgili üniversitelerde yapılanlar ile ilgili belgesel çekimi için gelen öğrenciler söz almıştır. Burada birlikte bulunmanın onlar için ne kadar önemli olduğuna, bunun büyük bir gelişme olduğuna vurgu yapmışlardır. Belgesel çekimi, tüm katılımcılar tarafından güzel ve yararlı bir adım olarak desteklenmiştir.

 

Bir sonraki çalıştayın (X.) Nisan 2016'da İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yapılması kararıyla ve grup fotoğraflarının çekilmesiyle çalıştay sonlandırılmıştır.

 

 

HÜKSAM-Çalıştay Düzenleme Komitesi