Bölüm 7

Projeler

 

Devlet üniversitelerimizin gerek eğitim-öğretim gerekse araştırma-geliştirme faaliyetleri bakımından çağın gerektirdiği evrensel kalite düzeyine ulaşabilmeleri ve bilimsel, teknolojik ve sosyoekonomik gelitmelere göre kendilerini sürekli olarak yenileyebilmeleri için yükseköğretimde sağlıklı bir rekabet ortamının oluşturulmasına gerek vardır. Böyle bir ortamın yaratılabilmesi için gerekli ön şartlar şunlardır:

Ülkemizdeki devlet ve vakıf üniversitelerinin gerek birbirleriyle, gerekse yurt dışındaki üniversitelerle rekabet edebileceği uygun bir ortamın yaratılması, Yükseköğretim Kurulu’nun başlıca hedefidir. Bu amaçla, Dünya Bankası’ndan sağlanan kredi ile geçtiğimiz yıllarda tamamlanan projeler şunlardır:

Yukarıda sözü edilen projelerle birlikte Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi kurulması projesi hakkındaki detaylı bilgi aşağıda verilmiştir.

7.1 Kamu Kaynaklarının Yükseköğretim Kurumlarına Tahsisinde Yeni Sistem Geliştirilmesi

Yükseköğretim kurumlarının idari ve mali sisteminin çağdaş gelişmelere uygun, köklü bir şekilde yeniden düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde halen uygulanmakta olan, bir önceki yıla göre pazarlık ve anlaşma ile artırılan ve çok sayıda kalemden oluşan klasik bütçe sistemi, artık en verimsiz bir sistem olarak kabul edilmektedir.

Mevcut bütçe sistemi, kamu kaynaklarının hem tahsisinde hem de kullanımında aşırı merkeziyetçi, bürokratik işlemleri çok yoğun, sınırlayıcı, çalışanları ve üniversite yöneticilerini motive etmeyen, yaratıcılığı engelleyen, üniversitelerdeki akademik ortamla bağdaşmayan bir yapıdadır. Bu olgu, üniversitelerimizdeki araştırma ve eğitim-öğretim faaliyetlerinde beklenen çağdaş uygulamaları ne yazık ki olumsuz yönde etkilemektedir.

Günümüzde gelitmit ülkelerdeki üniversitelerin tümünde, tek kalemde tahsisi öngörülen torba bütçe sistemi uygulanmaktadır.

1997 yılı başlarında başlatılarak 1998 yılı başında tamamlanan bu projenin amacı, Türk yükseköğretim kurumlarında uygulanabilecek yeni bütçe sistemini araştırmak, incelemek ve geliştirmektir. Yükseköğretim Kurulu, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı yetkilileri, konunun uzmanları olan Türk ve yabancı bilim adamları ile seçilmiş üniversitelerin rektör yardımcıları tarafından oluşturulan çalışma grubunda konu tüm boyutları ile tartışılmıştır. Gerek çalışma grubunun yaptığı çalışmalar sonucunda ve gerekse torba bütçe uygulamasını gerçekleştirmiş olan yurt dışındaki değişik ülke yükseköğretim kurumlarında yapılan incelemeler sonucunda, Türkiye’de halen uygulanmakta olan bütçe sisteminin mevcut dezavantajları incelenmiş ve bunun yerine yeni ve kalıcı bir bütçe sistemine olan ihtiyaç tüm gerekçeleri ile birlikte ortaya konmuştur.

Araştırma ve incelemeler sonucunda önerilen sistemin sağlayacağı en önemli yararlar olarak şunlar görülmektedir:

 

Önerilen sistem, üniversitelere tahsisi öngörülen kamu kaynaklarını formüle dayalı bir model ile açık ve şeffaf bir şekilde belirlemeyi ve belirlenen kaynakların Yükseköğretim Kurulu tarafından üniversitelere tek kalemden oluşan bir (torba) bütçe olarak tahsisini öngörmektedir. Üniversiteler, torba bütçe yoluyla aldıkları bu bütçeyi başka kaynaklarla birlikte tek kalemde birleştirerek, stratejik planları sonucu ortaya çıkan ihtiyaç ve önceliklerine göre kullanabilecektir.

Önerilen sistem, kaynakların üniversiteler tarafından daha esnek kullanımına izin vermenin yanında, kamu kaynaklarını kullanmada sorumluluk da getirmektedir. Bu doğrultuda; (i) üniversitelerde stratejik planlama süreci başlatılacak ve, (ii) akreditasyon ve kalite değerlendirme sistemi kurulacaktır. Mali kontrol ve denetlemenin ise; (i) Sayıştay’ın üniversitelerin harcama ve kesin hesaplarını denetlemesi, (ii) her üniversitede iç denetleme mekanizmasının kurulması, (iii) Maliye Bakanlığı'nın her üniversitenin mali yapısını denetlemesi, ve (iv) Yükseköğretim Kurulu aracılığı ile üniversitelerde performans izleme ve değerlendirme sisteminin kurulması, yoluyla gerçekleştirilmesi önerilmiştir.

Proje raporunda, üniversitelerdeki mevcut kaynak tahsis ve bütçeleme sistemi ayrıntılı olarak incelenerek mevcut sistemi çağdaş üniversite işletme yöntemlerine kavuşturabilmek için gerekli öneriler yapılmıştır. Önerilen kaynak tahsis sisteminin önemli özellikleri arasında, bütçenin açık ve şeffaf şekilde hazırlanması ile üniversitelerin akademik personel dışında profesyonel yöneticileri de istihdam etmelerine olanak sağlanması yer almaktadır. Bu çağdaş finansman sistemini yükseköğretim sistemimizde uygulayabilmek için yapılması gereken önemli değişiklikler arasında stratejik planlama süreçlerinin başlatılması, yönetim bilgi sistemlerinin kurulması, kalite konrol ve performans değerlendirme sistemlerinin kurulması ve etkin bir mali kontrol ve yönetim yapılarının kurulması bulunmaktadır.

7.2 Akademik Değerlendirme Pilot Çalışması

Kalite güvencesi, herhangi bir kurumdaki kalite kontrolünün varlığını ve etkin olarak kullanıldığını gösteren bir sistemdir. Yükseköğretim de dahil olmak üzere, kurum içindeki bazı ürün ve hizmetlerdeki kalite güvencesi sistemlerinin etkinliğinin dışarıdan periyodik olarak kontrol edilmesi, sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yükseköğretimde kurum dışından program/bölüm veya üniversite düzeyinde yapılan bu değerlendirme, kalite değerlendirmesi veya akreditasyon olarak tanımlanmaktadır. Bu değerlendirmenin başlıca amacı, yükseköğretimde hedeflenen spesifikasyonların sağlanması ve/veya sürekli gelitimin tetvik edilmesidir.

Projenin amacı, OECD ve AB ülkelerindekine benzer bir kalite güvence sisteminin Türk üniversitelerinde uygulanabilmesi için akademik değerlendirme mekanizmasının ve yapısının geliştirilmesi; bu yolla tüm yükseköğretim kurumları ve programları hakkındaki güvenilir bilginin:

Bu amaçla seçilen pilot bölümler şunlardır:

Araştırma değerlendirmesinde, bölümler son beş yıllık araştırma faaliyetlerini ve ileriye yönelik planlarını hazırlamışlardır. Bu dökümanlar, ilgili konunun uzmanlarından oluşan panel üyeleri tarafından değerlendirilerek notlandırılmıştır.

Öğretim kalitesi değerlendirmesinde, bölümler aşağıda belirtilen altı temel noktayı kapsayan Öz Değerlendirme Raporu hazırlamışlardır:

Raporların değerlendiricilere tarafından incelenmesinden sonra, değerlendiriciler tarafından ilgili bölüme iki günlük ziyaret yapılarak bölümün raporda belirtilen hedef ve amaçlar doğrultusunda eğitim-öğretim yapıp yapmadığı araştırılmıştır. Değerlendiriciler, altı temel noktanın her biri için ayrı not vermişler, ayrıca bölümün kuvvetli ve zayıf yönlerini içeren yazılı bir rapor sunmuşlardır.

Bu çalışma sonucunda bölümler için Öz Değerlendirme Rapor Formatı hazırlanmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki 5 üniversiteye (Doğu Akdeniz, Girne Amerikan, Lefke Avrupa, Uluslararası Kıbrıs, Yakın Doğu) bu format gönderilerek halen faaliyette bulunan her bölümün Öz Değerlendirme raporu hazırlaması istenmiştir. Hazırlanan raporlar Kurulumuza gönderilmiş olup, değerlendiricilerin ilgili bölümleri inceleme ziyaretleri Nisan ayı içerisinde gerçekleşecektir.

Ayrıca, yükseköğretim kurumlarımızdaki bölümlerde yapılan araştırma faaliyetlerinin değerlendirilmesi çalışmalarına 1999-2000 eğitim-öğretim yılında başlanacaktır.

7.2.1 Eğitim fakültelerinin akademik değerlendirilmesi (Akreditasyon)

Hizmet öncesi öğretmen eğitiminde standartların geliştirilmesi ve eğitim fakültelerinin akreditasyonu üzerine 1998 yılında başlatılan çalışmalar halen sürdürülmektedir. Bu çalışma, Kurulumuz tarafından kısa süre önce gerçekleştirilen Eğitim Fakültelerinin Yeniden Yapılandırılması ile de yakından ilgilidir.

Bu amaçla, on akademisyenden oluşan bir çalışma grubu Ekim 1998’de çalışmaya başlamış olup, Haziran 1999’a kadar faaliyetini sürdürecektir. Ekim-Aralık 1998 aylarında, çalışma grubuna bir İngiliz, bir de Amerikalı danışman eşlik etmiştir. Kasım 1998’de Ankara’da Öğretmen Eğitiminde Akreditasyon konulu üç günlük uluslararası bir konferans gerçekleştirilmiştir. Konferansa, 43 eğitim fakültesinden 94, MEB’dan ise 27 kişi katılmıştır. Konferanstaki sunumlar, iki danışman ve yurt dışından gelen üç misafir konuşmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Grup çalışmalarının koordinasyonu ve bu çalışmalardan ortaya çıkan dönütlerin sunumu çalışma grubu üyeleri tarafından yapılmıştır.

Konferansın ardından danışmanlar, çalışma grubu üyeleri ile birlikte Ankara’da üç eğitim fakültesini ziyaret etmişlerdir. Bunun amacı, standartlar ve akreditasyon üzerine yeterli dokümanların hazırlanabilmesi için sistemin incelenmesidir.

Şu ana kadar geliştirilmiş olan standartlar öğretmen eğitiminin üç özelliği ile ilgilidir:

Çalışma grubu, Haziran 1999’a kadar standartlar ve akreditasyon üzerine yapmakta olduğu çalışmalarını daha da derinleştirecektir. Bunlar, daha sonra tüm öğretmen eğitimi programlarını temsil eder nitelikteki altı pilot fakültede denenecektir. Elde edilen sonuçlar, Mart 1999 tarihinde yapılacak ulusal bir konferansta rapor edilecektir. Konferans sonrası dokümanlar gözden geçirilecek ve Mayıs 1999’da yapılacak yaz kurslarında kullanılacak hale getirilecektir. Gelecekte fakülte ziyaretlerini gerçekleştirecek olan değerlendiricilerinin eğitimi ile, projenin standartlar ve akreditasyon üzerine çalışmaları tamamlanacaktır.

7.3 Türkiye Üniversiteleri İçin Bilişim Eğitimi Programları Geliştirilmesi

Bilginin işlenmesi, depolanması, iletimi ve bilgiye ulaşım, enformatik teknolojisi olarak adlandırılmaktadır. Tüm disiplinlerdeki öğrencilerin bu ileri teknoloji alanında okuryazar olmaları, artık mezunlarda aranan temel niteliklerin başında gelmektedir.

Ülkemizde gerek yaygın enformatik eğitimi, gerekse uygulama yazılımları konusunda büyük eksiklikler bulunmaktadır. Örneğin, en gelişmiş üniversitelerimizdeki bilgisayar eğitimi, esas olarak bilgisayar programlamaya giriş düzeyinde bir ders ile, eğer ilgilenen öğretim üyeleri varsa, öğrencinin okuduğu alandaki bilgisayar uygulamalarını kapsayan bir dersten ibarettir. Bu alanlardaki eksiklikleri gidermek amacıyla 1997 yılı içinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bünyesinde Enformatik Enstitüsü kurulmuştur. Yükseköğretim Kurulu, üniversitelerimiz genelinde yaygın bilgisayar eğitimi ile ilgili derslerin verilmesini temin ve koordine etmek amacıyla, rektörlüklere bağlı disiplinlerarası destek bölümü niteliğinde Enformatik Bölümü kurulması ve bu bölümlere eleman yetiştirmek üzere ODTÜ Enformatik Enstitüsü yüksek lisans programlarından yararlanılması yönünde almış olduğu kararı, 17.06.1997 tarihinde tüm üniversitelere bildirmiştir. ODTÜ Enformatik Enstitüsünde 1997 Eylül ayında eğitime başlayan Bilitim Bilimleri yüksek lisans programına diğer üniversitelerden elemanlar sınavsız olarak alınmaya başlamıştır.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü’ne yaptırılan bu projenin amacı, tüm üniversite öğrencilerinin bilgi teknolojisi okuryazarı olmalarının sağlanması ve bunların bir kısmının kendi alanlarında yazılım geliştirebilecek düzeye getirilmeleridir.

7.4 Yükseköğretim Kurumları Arasında Uzaktan Eğitim Seçenekleri ile İlgili Fizibilite Çalışması

Bölüm 5’de açıklandığı gibi, 2005 yılına kadar ülkemizdeki öğretim üyesi sayısını % 90 oranında artırmak gerekmektedir. Nitelikli öğretim üyesi sayısı, yükseköğretimdeki okullaşma oranımızın artırılması ve istenen kalite düzeyine ulaşılmasındaki başlıca darboğazlardan birini oluşturmaya devam edecektir.

Diğer yandan, hızla gelişmekte olan iletişim teknolojileri, toplumların hayat tarzını her alanda değiştirmektedir. Bu tür teknolojilere dayalı uzaktan eğitim yöntemleri, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm dünyada hızla yaygınlaşmaktadır.

TÜBİTAK-BİLTEN’e yaptırılan bu projenin amacı, yükseköğretim kurumlarımız arasında yapılabilecek uzaktan eğitim uygulamaları ve bunların fizibilitesinin araştırılmasıdır.

7.4.1 Uzaktan eğitim teknolojileri ve açıköğretim

Uzaktan eğitim, farklı mekanlardaki öğrenci, öğretim elemanı ve eğitim araçlarının iletişim teknolojileri aracılığıyla buluşturulmasını içeren bir eğitim modelidir. Uzaktan eğitim modelinin sağladığı en önemli özellik esnekliktir. Esneklik, öğrencinin öğretim elemanı ile aynı yerde bulunması gereğini ortadan kaldırdığı gibi, eğitim sürecinin sabit bir zaman çizelgesine bağlı olmadan gerçekleştirilmesini sağlar. Uzaktan eğitim sistemlerinde mümkün olduğunca attırılması istenen bir nitelik de etkiletimdir. Etkileşimin artırılması yoluyla soruların yanıtlandığı daha aktif öğrenme süreçleri olutturulur.

Açıköğretim (Open Education) ve Uzaktan Eğitim (Distance Education) kavramları aynı şeyler değildir. Açıköğretim, eğitim kurumuyla olan ilişkinin öğrencilerin coğrafi, sosyal ve zaman kısıtlarının göz önüne alınarak tasarlandığı esnek ve yaygın eğitim politikalarının uygulandığı eğitim modellerine verilen addır. Uzaktan eğitim ise, bir örgün öğretim kurumunun mevcut ders programının kampus dışına (ev, ofis, öğrenme merkezleri) iletişim araçları ile sunulmasını kapsar. Açıköğretim kapsamında uzaktan eğitim tekniklerinden yararlanılabilir ya da kendi kendine öğrenme yanında yüz-yüze eğitim destekli karma uygulamalar gerçeklettirilebilir.

Geleneksel eğitim ve uzaktan öğretim sistemlerinin en temel faklılığı, kitle iletişim yöntem ve araçlarının uzaktan eğitimde kullanılmasıdır. Genelde eğitim ve özel de uzaktan eğitim ortamları (media) olarak adlandırılabilecek iletişim yöntem ve araçları çok çeşitlidir. Basılı malzemeler, görsel-işitsel araçlar ve bilgisayar şeklinde gruplandırılabilecek uzaktan eğitim ortamları, bunların kaynaklandığı iletişim/bilişim teknolojileri ve uzaktan eğitimde kullanılma bilimleri Tablo 7.1’de gösterilmittir.

 

Tablo 7.1 İletişim ortamları, teknoloji ve uzaktan eğitim uygulamaları.

İletişim Ortamı

Teknoloji

Uzaktan Eğitimdeki Uygulamaları

Basılı Materyaller

(Grafik dahil)

Basım/Yayım teknolojisi

Bilgisayar

  • Ders kitapları
  • Yardımcı kitaplar
  • Mektupla danışmanlık
  • Veri tabanları, elektronik yayımcılık

İşitsel araçlar

(Audio)

Ses kasetleri; radyo, telefon

  • Programlar
  • Telefonla danışmanlık, audio-konferans

Televizyon

TV yayınları, video kaset, video disk, kablolu yayın, uydu yayıncılığı, fiber optik, mikro dalga, videokonferans

  • Programlar, ders durumu, videokonferans

Bilitim

Bilgisayarlar, telefon, uydu, fiber optik, ISDN, CD-ROM,
  • Bilgisayar destekli öğrenme, e-mail, İnternet yayıncılığı, bilgisayar konferansları, veri tabanları çoklu ortam

 

Basılı malzemeler, iletişim aracı olarak uzaktan öğretimin en temel uygulamalarından birisidir. Televizyon, aynı anda bireyin farklı duyularına (görme-işitme) hitap edebilme niteliğinden dolayı uzaktan öğretimde kullanılmakta, ancak bıraktığı etkinin yazılı malzeme kadar kalıcı olmaması nedeniyle ikincil bir konumda bulunup daha çok güdümleyici bir özellik taşımaktadır. Bunun yanı sıra radyo işitsel iletim özelliği, ucuzluğu gibi nedenlerle uzaktan öğretimi destekleyici bir nitelik taşımaktadır.

Bilgisayarlar ve bilgisayar ağları ise, bireysel öğrenmeyi güdülemesi, görsel işitsel iletişimin tüm kanallarından yararlanması ve interaktif olabilmesi nedeniyle, çift yönlü iletişimi de içermesi açısından diğer uygulamaların sakıncalarını ortadan kaldırmaktadır. Uzaktan öğretimde yüz-yüze iletitimi sağlayabilmek için danışmanlık merkezleri işe koşulmakta, bunlar aracılığı ile öğrenciler yaşadıkları yerlerde bulunan öğretim merkezine bağlı yetkin eğiticiler ile bir araya gelip sorunlarını çözme şansını elde edebilmektedirler. Günümüzde video konferans, internet gibi yöntemlerle yüz-yüze iletitim yerini daha çağdaş ve kapsamlı uygulamalara bırakmaktadır. Bunların yanısıra, destekleyici nitelikli iletişim araçları olarak yazılı basın, bireyler arası iletişim araçları ve posta hizmetlerinden söz edilebilir.

Birbirine uzak olan bölgelerdeki eğitim birimleri arasındaki iletişim, mikrodalga radyo link, uydu ve telefon hatları ile sağlanabilir. İletişimde sayısal sıkıştırma tekniklerinin kullanılması ile bir kanal için gerekli band genişlikleri azaltılabilir. Böylece sabit bir band genişliğinden daha fazla kanal kapasitesi elde edilebilir. Bu yöntemler Amerika, Avrupa, Japonya ve diğer bazı ülkelerde kullanılmaktadır.

Uzaktan eğitimin teknik altyapısı, elektronik sınıf ve okul cihazları, sinyal iletişim kanalları, bilgisayar ağları, video ve bilgi bankaları gibi sistemlerden oluşmaktadır. Elektronik sınıflarda kamera, video monitör, mikrofon, hoparlör ve kontrol kumanda aletleri bulunmaktadır. İletişim yöntemleri yörelerin teknik altyapısına göre çeşitlilik göstermektedir. İletişim altyapısının gelişkin olduğu yörelerde fiber optik kablo sistemleri düşük zayıflama, geniş frekans band genişliği, girişimden (enterferans’dan) etkilenmemesi gibi üstünlükleri dolayısıyla en uygun çözüm olmaktadır.

 

7.4.2 Uzaktan eğitim teknolojilerini yaygınlaştırma imkanları

Uzaktan eğitimin yaygınlaştırılması bir önceki kesimde sözü edilen uzaktan eğitim teknolojilerinden kitle iletişimine yönelik olanların kullanılmasıyla sağlanacaktır. Başka bir deyişle, Radyo, Televizyon-Videokonferans, Bilgisayar-İnternet teknolojilerinin yaygınlaştırılmasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. İzleyen kesimlerde sözü edilen teknolojilerden daha etkin ve daha yaygın yararlanma olanakları incelenmektedir.

Altmış yıldan beri eğitimde çeşitli biçimlerde kullanılan radyo’nun, diğer tüm teknolojilerden daha yüksek bir erişim (access) özelliği vardır. Radyo alıcısı sahipliğinin, toplum kesimlerinde hemen hemen %100’e varan oran olduğu tahmin edilmekle birlikte, erişimle ilgili temel sorun bir programın yayını sırasında ilgili tüm öğrencilerin bunu dinlemesinin sağlanmasıdır. İngiliz Açık Üniversitesi’nde (Open University) yapılan araştırmalarda, en uygun saatte yayınlansa bile, öğrencilerin en çok % 65’inin programları dinleyebildiği tespit edilmiştir. Ancak, yayın tekrarı yoluyla bu oranların çok artırılabileceği açıktır. Radyo yayınlarının kayıt edilerek yeniden dinlenmesi şeklindeki çözümler söz konusu olmakla birlikte, ses kayıt cihazlarının mevcudiyeti ve zamanlama mekanizmaları olmaması gibi nedenlerden ötürü pek pratik görülmemektedir.

Öte yandan, radyo yayınlarının coğrafi engeller nedeniyle erişiminin zayıf olması bir diğer sorun olmaktadır. Bu sorunun üstesinden gelecek teknoloji, uydu radyo yayıncılığı olmakla birlikte, özel alıcılar gerektirmesi önemli bir dezavantajdır.

 

Çok çetitli uygulama biçimleri nedeniyle, televizyonun eğitim ortamları içerisinde özel bir önemi ve öğrenme-öğretme potansiyeli vardır. Tek yönlü ya da çift yönlü olabilen televizyonun farklı uygulama biçimleri olarak, eğitim yayıncılığı (educational broadcasting), eğitsel televizyon (instructional television), etkileşimli televizyon ve videokonferans gösterilebilir. Prodüksiyon biçiminde olarak ise, ders yayınları, stüdyo tartışmaları, magazin formatı, dokümanlar, örnek-olay teknikler sayılabilir.

Televizyon prodüksiyonunun yapılması ve programın yayınlanması, bir yayın kurumunun, eğitim kurumunun ya da iletişim kurumunun yönetiminde olabilir. Ayrıca, iletişim biçimi olarakta uydu, karasal hatlar (İnternet), kablo, video kaset gibi seçenekler söz konusudur.

Ülkemizde Anadolu Üniversitesi tarafından yürütülen merkezi açıköğretim sisteminin halihazırdaki öğrencilerinin sahip oldukları temel iletişim aracı televizyondur. Açıköğretim Fakültesinin programları, TRT tarafından yayınlanmaktadır. Günümüzde uzaktan öğretim sistemleri, iletitim teknolojisindeki gelitmelere paralel olarak daha geniş coğrafi alanları kapsamakta olup, daha etkili şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ders yayınları, önceden kaydedilmiş tek yönlü iletişime dayanan programlar olmaktan çıkarılarak, öğreticilerle öğrencilerin karşılıklı iletişimini sağlayan canlı yayınlar haline gelmiştir. Öğrencilerle öğretici merkez arasında yeni teknolojiler yoluyla iki yönlü bağlantı kuran bu uygulanış şekli, karşılıklı soru-cevap alışverişine ortam hazırladığı gibi, öğrencinin kendisini derslik içinde hissetmesini sağlaması nedeniyle eğitimde son derece önem kazanmıştır.

Söz konusu uygulama şeklinde uzaydaki iletişim uydularından yararlanılmaktadır. Bu gelişmenin bir faydası da, eğitim ve öğretim yayınlarının yapıldıkları ülkenin yanısıra, vatandaşlarının yaşadığı diğer ülkelere de ulaşabilmesidir (Örneğin, Türk Açıköğretiminin Avrupa ve Orta Asya’daki ülkelere ulaşması gibi).

Türkiye, halen iki uydusu olduğu ve yerli-yabancı pek çok özel kuruluş bunlardan yararlandığı halde, kendi eğitimi için bu uyduların hiçbirisini (transponder) yetkili eğitim kurumlarına tahsis etmemiştir. Eğer bu yapılmış olsa idi, örneğin, Anadolu Üniversitesi yukarıda sözü edilen soru cevap alışverişini, canlı yayınlarında tam zamanlı biçimde, çeşitli dallarda ve gün boyu yaparak bu konuda son derece etkili ve verimli olabilecekti. Bunlara ek olarak, telekonferans ve simultane tercüme yöntemi kullanılarak, bazı konularda diğer ülkelerdeki otorite bilim adamlarının derslerinin öğrenciler tarafından izlenmesi sağlanabilir, hatta ülkemizdeki öğretim üyeleriyle diğer ülkelerdeki öğretim üyelerini ortak konferans, seminer ve panellerde biraraya getirebilirdi. Bu imkanın varolduğu halde kullanılmamasının nedeni, mevcut uydulardan Anadolu Üniversitesi’ne bedelsiz aktarıcı (transponder) tahsis edilmemesi ile 3894 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları hakkındaki Kanunun Anadolu Üniversitesi’ne (yasal olarak TV ile eğitim yapması öngörüldüğü halde) yayın yetkisini vermemesidir.

Türkiye için her yönüyle büyük faydaları sağlayacağı açık olan bu yolun önündeki engelin kaldırılması için aşağıdaki hususları kapsayan yasal düzenlemelerin yapılması gereklidir:

  1. Türk Telekom’un uydularından Anadolu Üniversitesi’ne Avrupa ve Asya’yı da kapsayacak aktarıcıların (transponder) kira karşılığı istenmeksizin tahsisi, özelleştirilme halinde tahsis edilen aktarıcının aynı şekilde Anadolu Üniversitesi için güvence altına alınmasının sağlanması,
  2. 3894 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları hakkındaki Kanunda, Anadolu Üniversitesi’ne ulusal düzeyde açık yayın yetkisi, kanal ve frekans bandı tahsisi ile sınırlar ötesi eğitim yayınları yapabilme yetkisi verilmesi yolunda değişiklik yapılması,
  3. Söz konusu amacın gerçekleştirilmesi için, hükümet nezdinde Yükseköğretim Kurulu temsilcilerinin de katılacağı bir komisyon tarafından, ilgili yasada yapılması gereken değişikliklerin tasarı olarak hazırlanması ve mümkünse TBMM’de ivedilikle görüşülmesinin sağlanması.

Yukarıda belirtilen düzenlemeler yapıldığı takdirde, şu ana kadar kazanılan uzmanlık ve birikimin yeni teknolojilerle desteklenmesiyle, açıköğretimin Türk eğitim sistemi içerisindeki rolü, çok daha etkin bir şekilde yerine getirilecektir.

 

Videokonferans, uzaktan eğitimde hızla gelişen teknolojilerden birisidir. Videokonferans yoluyla farklı coğrafi mekanlardaki kişilerin ya da grupların iki yönlü video iletişimi sağlanır. Başka bir deyişle, iki ya da daha fazla coğrafi mekanda bulunan kişiler videokonferans yoluyla birbirlerini görerek ve duyarak iletişim kurarlar.

Videokonferans bağlantısı, standart telefon hatları, ISDN, uydu (VSAT), koaksiyel kablo, veya fiber optik kablo aracılığıyla yapılabilir. Her bir bağlantının maliyet ve kullanım özellikleri farklıdır. Bir mekandan diğerine yapılan bağlantılar genellikle noktadan noktaya (point to point) olarak adlandırılmaktadır. Bir noktadan çok noktaya bağlantı da mümkün olmakla birlikte bunun için çoklu kontrol ünitesi (MCU Multiple Control Unit) gereklidir.

Yukarıda sözü edilen pilot çalışmanın uygulamasında, Anadolu Üniversitesi videokonferans olanakları kullanılmıştır. Halihazırda, Anadolu Üniversitesi ve Kazakistan’ın Türkistan kentindeki Ahmet Yesevi Üniversitesi arasında bir video konferans bağlantısı tesis edilmiştir. Yürütülen bir pilot proje çerçevesinde, Ahmet Yesevi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi programında yer alan Pazarlama dersi, Anadolu Üniversitesi tarafından açık öğretim ders materyalleri kullanılarak videokonferans destekli olarak verilmektedir.

Açıköğretimin, Türk ve Akraba Toplulukları eğitim sistemlerinde yaygın olarak uygulanması, Yükseköğretim Kurumu’nun öncelikli projeleri arasındadır. Şu anda, konuyla ilgili olarak Azerbaycan’la görüşmeler sürmektedir.

 

Bilgisayarların sağladığı olanaklardan uzaktan eğitimde aşağıda gösterilen çok çeşitli alanlarda yararlanma potansiyeli bulunmaktadır:

Eğitsel potansiyeli çok yüksek olan bilgisayarlardan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim sisteminde yararlanmak konusunda da gerekli altyapı hazırlanmıştır. 1989 yılında başlatılan çalışmalar sonucunda, eğitimin hemen her kademesinde ve bu arada yükseköğretim aşamasında kullanılmak üzere ders yazılımlarının üretilmesi konusunda gerekli bilgi ve deneyim biriktirmiştir. İlki 1994 yılında kurulmuş olan ve bugün 14 ilimizde yer alan 15 laboratuvar aracılığıyla, öğrencilere bilgisayar desteği verilmektedir. Ayrıca, kendi bilgisayarı olan öğrenciler, Açıköğretim Fakültesi İnternet hizmetlerinden de yararlanabilmektedir.

Önümüzdeki dönemde laboratuvarlar sayısının artırılması ve coğrafi olarak yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Özellikle danışmanlık hizmetlerinden yararlanamamakta olan iller için bu hizmetin büyük değer taşıdığı dikkate alınırsa, bu konuda yapılacak yatırımın gerekliliği kolaylıkla anlaşılabilir.

Anadolu Üniversitenin kendi laboratuvarlarının yanı sıra, öğrencilerin ve/veya diğer kurumların bilgisayar parklarından yararlanılması için de çalışmalar sürdürülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilköğretim okullarında kurulacak olan bilgisayar laboratuvarlarının, İlköğretim Öğretmenleri Lisans Tamamlama Programı öğrencilerinin eğitimlerinde kullanılması için çalışmalar yapılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın personeli olan söz konusu öğrenciler için üretilecek İnternet hizmetleri, Bakanlığın laboratuarları aracılığıyla Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine ulaştırılacaktır. Ayrıca, gerekli desteğin Bakanlık tarafından sağlanması durumunda, söz konusu öğrenciler için bilgisayar destekli eğitim için gerekli öğretici yazılımlar da üretilecektir.

Halihazırda 75 ildeki toplam 78 açıköğretim bürosunun çevrimiçi hizmet vermesi için gerekli yazılımlar geliştirilmektedir. Bu sistemin devreye girmesiyle öğrenci destek hizmetlerinde esneklik sağlanacak, işlem hızları artacak ve yıl içinde öğrencilerin bürolar arasında transferleri mümkün olacaktır.

Bütün bunların yanısıra Türkiye’nin bütün büyük merkezlerinde, öğrencilerin bir araya gelmesini sağlayabilecek ve kendilerine çeşitli hizmetlerin (yüzyüze danışmanlık, kayıt, tele-konferans vs) verileceği Açıköğretim Eğitim ve Uygulama Merkezleri kurulması planlanmış ve örneklerin inşası için gerekli hazırlıklara başlanmıştır. Açıköğretim hizmetlerinin kalitesini önemli ölçüde artıracak olan bu yatırımlar, gerekli kaynaklar sağlanırsa iki yıl içinde tamamlanabilir.

Yukarıdaki hizmetlerin bütünleşik bir şekilde tasarlanması ve yönetimine olanak sağlayan bilgisayarlar uzaktan eğitim etkinliğini büyük ölçüde artıracaktır. Çünkü teknolojideki gelişmeler, eğitsel ve yönetsel fonksiyonların entegrasyonuna olanak sağlamaktadır. Böylece, kayıt işlerinden danışmanlık organizasyonuna, on-line ders aktarımından öğrenci değerlemeye kadar çok çeşitli destekler söz konusudur.

Uzaktan eğitime çok önemli bir donanım altyapı desteği sağlayacak olan model, İnternet’in eğitime uygulanmasıdır.

Milyonlarca insana iletişim ortamı sağlayan bu kurumu doğrudan eğitimde şu anda kullanamamaktayız. Bu konudaki en büyük zorluk, İnternet Dili’nin İngilizce olmasıdır. İnternet’e seçenek olarak Türkçe içerikli özel bir ağ, AÇIK-NET tasarlanabilir. Ağın kurulması, geliştirilmesi ve yaşatılması için yaratıcı finansman modelleri geliştirilmeli, bölgesel farklılıklar irdelenerek farklı ağ erişim tarifesi uygulanmalıdır.

Açık-Net üzerindeki bilgiye ulaşmak ve bilgiyi işlemek, yenilerini üretip katmak için bazı donanıma gereksinim vardır. Bugünkü teknolojik koşullarda bu amaçla kullanılacak donanım iki grupta toplanabilir:

  1. Yalnız erişim amacıyla kullanılabilecek donanımlar, İnternet Araçları (Internet Appliance) grubunda yer alırlar. Bu aygıtların genelde kendi işletim sistemleri yoktur veya işletim sistemleri bakım gerektirmezler, bağlandıkları sunucunun olanaklarını kullanırlar. Bu gruba örnek WEB-TV verilebilir. Evlerdeki televizyonlar küçük bir ek yapılarak WEB-TV haline getirilebilir. Böylece ekonomik olarak İnternet’in evlerde kullanımı yaygınlaştırılabilir.
  2. Hem eritim, hem de bilgi işleme ve üretmede kullanılabilecek donanımlar: Üzerinde kendi işletim sistemi olan bu aygıtlarla İnternet’teki bilgilere erişebilindiği gibi, bu bilgiler üzerinde öğrencinin;

olanaklıdır. Bilgisayar niteliği taşıyan bu araçlar kendi içinde, ince-kullanıcı (thin-client), Network Computer (NC) ve Network PC, çokluortam (multimedya) bilgisayarlarına kadar geniş bir yelpaze sergilerler. Bu ikinci tür aygıtlar, kuşkusuz üreticiliği ve yaratıcılığı daha fazla destekler. Ancak maliyet, kurulma, işletme ve bakım açısından daha fazla kaynak tüketen seçeneklerdir.

Açıköğretim sisteminde İnternet’ten yararlanma konusuyla ilgili en önemli darboğaz, öğrencilerin küçük bir oranının bilgisayar sahibi olmasıdır. Bilgisayar sahipliğinin ya da erişimin daha yaygın olduğu Almanya’da, Batı Avrupa programı çerçevesinde İnternet desteği verilmektedir. Türkiye’deki öğrencileri de Açık-Net kapsamında bilgisayar sahibi yapacak finansal destek-kredi mekanizmalarının harekete geçirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de özürlülerin eğitiminin ciddi bir sorun olduğu bilinmektedir. Uzaktan öğretim sistemi bir yandan özürlülerin, bir yandan da özürlü ailelerinin eğitimi için kullanılabilir. Anadolu Üniversitesi bünyesinde özürlülerin eğitimi konusunda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Uygun kaynak bulunursa, açıköğretim ve özürlülerin eğitimi organizasyonlarının işbirliği içinde önemli adımlar atılabilir. Açıköğretim bünyesinde açılacak yeni programlara kaydedilecek özürlüler, diğer iletişim araçlarının yanı sıra bilgisayarın da katkılarıyla eğitilebilir. Gerekli kaynak miktarı, hangi özürlü grupları için ne tür bir sistem tasarlanacağına bağlıdır.

Uzaktan eğitim uygulamalarında karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi eğitim programlarını tasarlayan ve geliştiren kuruluşlar ile bunları öğrenci kitlelerine ulaştıracak kurum ve kuruluşların ortak ve uyumlu çalışmasının sağlanmasıdır. Bu bağlamda yurt düzeyinde ve yurt dışında merkezi açıköğretim yapmakla yasal olarak yetkili kılınanAnadolu Üniversitesi, basılı materyallerini öğrencilere ulaştırmada Posta İdaresine, video programlarının öğrencilere aktarılmasında ise TRT’ye bağımlıdır. Bunların dışında örneğin öğrencilerle sağlanacak Internet bağlantıları için ULAKBİM, telekonferans uygulamaları için ise Türk Telekom desteği gerekecektir.

 

7.5 Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) ile İlgili Çalışmalar

Tarım ve sanayi toplumlarında mal ve hizmetlerin bir yerden bir yere hızla aktarılması için nasıl gelişmiş kara, hava ve deniz yollarına ihtiyaç varsa, bilgi toplumu olarak adlandırılan sanayi ötesi toplumlarda da bilimsel ve teknolojik bilgiler başta olmak üzere her tür bilginin kuruluşlar arasında hızla aktarılabilmesi için bilgi otoyollarına ihtiyaç vardır. Bir ülkenin üniversitelerine, araştırma laboratuvarlarına, okullarına, işyerlerine, hastanelerine ve evlerine kablo ya da yayın yoluyla veri, ses ve görüntü türü bilgiler taşıyan bilgi otoyolları, o ülkenin ulusal bilgi alt yapısını oluşturur. Bilgi otoyolları inşa etmek küresel bilgi pazarına katılabilmenin ve sanayileşmiş ülkelerle rekabet edebilmenin en önemli koşullarından birisidir.

Dünya çapındaki bilgi otoyollarından en bilineni İnternet’tir. Günümüzde onbinlerce bilgisayarı ve 100’den fazla ülkede yaklaşık 50-60 milyon insanı birbirine bağlayan İnternet aracılığıyla dünyanın en büyük bilgi merkezlerine ve müzelerine bağlanarak bilgi edinilebilir, yerli ya da yabancı başka kuruluşlardaki öğretim üyeleriyle ortak bilimsel projeler yürütülebilir, müzik dinlenebilir, hatta naklen nikâ h törenleri ya da doğumlar bile izlenebilir.

Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM), 1996 yılında TÜBİTAK Başkanlığı’na bağlı bir hizmet birimi olarak kurulmuştur. ULAKBİM’in amacı, ulusal inovasyon sisteminin kurumsal öğeleri arasında etkileşimli bir bilgisayar ağı kurmak, işletmek, bilgi üretimine yardımcı olacak nitelikte bilgi teknolojileri desteği sağlamak ve bu ağ üzerinden ve/veya geleneksel yollarla ulusal inovasyon sisteminin bilgi birikimini yansıtan ve bilgi üretimine yardımcı olacak bilgi hizmetleri sunmaktır.

 

ULAKBİM, bilgisayar ağı işlevi ile ilgili olarak, bir yandan 1992 yılında başlatılan Türkiye’de İnternet’in Yaygınlaştırılması ODTÜ-TÜBİTAK projesi kapsamında oluşturulan TR-NET ekibinin teknik görevlerini, diğer yandan da 1986 yılından başlayarak YÖK kapsamında şekillenen TÜVAKA oluşumunun idari ve mali görev ve sorumluluklarını üstlenmiştir. Bilgi hizmetleri kapsamında ise 1966 yılında TÜBİTAK bünyesinde kurulan TÜRDOK’un ve değişik isimlerle 1996’ya kadar hizmet veren ardıllarının bir devamı olmakta, bunun yanında 1983 yılında kurulmaya başlanan YÖK Dokümantasyon Merkezi süreli yayınlar koleksiyonunun işletmesini devralmış bulunmaktadır.

 

7.5.1 ULAKNET kurulumu

ULAKBİM kuruluşunu izleyen aylarda planlama ve tasarım çalışmaları başlatılan, 1997 yılı ortalarında kurulum aşamasına gelinen Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET), 1998 yılı sonu itibarı ile % 90’ı aşan oranda gerçekleştirilmiştir. 1998 sonunda bağlanmış uç sayısı 84, toplam dağıtılmış bantaralığı ise yaklaşık 48 Mbps olarak gerçekleşmiştir (yalnızca üniversiteler ve TÜBİTAK uçları dikkate alınmıştır). Bu büyüklükler ışığında ULAKNET, Türkiye’nin mevcut en büyük İnternet şebekesidir. Halen uç bağlantıları yapılan üniversitelerimiz ve bağlantı hızları Tablo 7.2’de verilmiştir.

Tablo 7.2 1998 Yılı sonu itibarıyla ULAKNET’e bağlı olan üniversiteler.

Üniversite/Kampüs Adı

Bağlantı Hızı (Kbps)

Üniversite/Kampüs Adı

Bağlantı Hızı (Kbps)

Abant İzzet Baysal

256

Harran

64

Adnan Menderes

256

Işık

128

Akdeniz

256

İnönü

64

Anadolu

1024

İstanbul/Avcılar

1024

Afyon Kocatepe

128

İstanbul Bahçeköy

64

Ankara/Betevler

2048

İstanbul/Beyazıt

256

Ankara/Cebeci

256

İstanbul/Cerrahpaşa

128

Ankara/Dışkapı

128

İstanbul/Çapa

128

Ankara/Tandoğan

64

İTÜ/Ayazağa

2048

Atatürk

512

İTÜ/Gümüşsuyu

128

Balıkesir

64

İTÜ/Taşkışla

128

Başkent/Bağlıca

2048

İYTE/Konak

256

Batkent/Bahçeli

128

İYTE/Basmane

512

Bilgi

256

Kafkas

64

Bilkent

2048

Kahramanmaraş Sütçü İmam

256

Boğaziçi/Bebek

2048

Karadeniz Teknik

512

Celal Bayar

64

Karaelmas

64

Cumhuriyet

256

Kocaeli

256

Çankaya

128

Koç

512

Çukurova

1024

Marmara/Anadoluhisarı

64

Dicle

64

Marmara/Göztepe

2048

Doğu Akdeniz

2048

Mersin

64

Dokuz Eylül/Alsancak

2048

Mimar Sinan/Betiktat

64

Dokuz Eylül/Buca

64

Mimar Sinan/Fındıklı

2048

Dokuz Eylül/9 Çetmeler

256

Muğla

64

Dokuz Eylül/İnciraltı

256

Mustafa Kemal

64

Dokuz Eylül/Kaynaklar

128

Niğde

64

Dumlupınar

64

ODTÜ

2048

Ege

2048

ODTÜ/Erdemli

64

Erciyes

128

Ondokuz Mayıs

64

Fatih/Bettepe

64

Osmangazi

256

Fırat

256

Pamukkale

256

Galatasaray

128

Sakarya

256

Gazi/Emek

64

Selçuk

512

Gazi/Maltepe

512

Süleyman Demirel

256

Gazi/Teknik Okullar

1024

Trakya

256

Gazi/Teknik Okullar II

64

Uludağ

512

Gaziantep

1024

Yeditepe

128

Gaziosmanpata

64

Yıldız Teknik/Şişli

64

Gebze Yüksek Tek. Enst.

64

Yıldız Teknik/Yıldız

512

Hacettepe/Beytepe

2048

Yüzüncü Yıl

64

Hacettepe/Merkez

128

Zonguldak Karaelmas

64

1998 yılı içinde ULAKNET kapsamında ağırlık temel ağ hizmetleri üzerine eklenen katma değerli hizmetlere verilmiştir. Bunun yanında ULAKNET kullanım istatistiklerini gerçek zamanlı olarak izleyen ve sunan ölçüm ve analiz işistasyonu hizmete devam etmiş ve yoğun olarak kullanılmıştır. Bu yol ile yapılan ölçümler geçen bir yıl içerisinde ULAKNET trafik yoğunluğunun ortalama olarak iki kat arttığını göstermektedir. Aynı dönem içerisinde bağlantısı tamamlananan ULAKNET bantaralığının yaklaşık % 25 arttığı gözönüne alındığında söz konusu artışın kullanım yoğunluğuna bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

ULAKNET kullanıcılarının en yoğun olarak kullandıkları ağ kaynaklarının başında ULAKNET yurtdışı bağlantıları gelmektedir. Akademik ağ faaliyetlerinin ULAKBİM tarafından devralındığı 1996 güzünden başlayarak ve özellikle ULAKNET’in kurulmaya başlandığı 1997 yılından itibaren, yurt dışı bağlantıların yeterli kapasitede tutulabilmesi için çeşitli önlemler alınmıştır. Son derece yüksek maliyetli ve tüketilmesi son derece kolay olan uluslararası bantaralığı konusunda ULAKNET 1998 sonu itibarı ile toplam 2560 Kbps kapasiteli iki uydu bağlantısına sahiptir. Bu kapasitenin ULAKNET bağlantı kapasitesi yaklaşık 38 Mbps olan 95 uç tarafından kullanıldığı tahmin edilmektedir. Bu durumda yurtdışı/ulusal bağlantı kapasitesi oranı yaklaşık 1/15 olarak gerçekleşmektedir. İhale ve sözleşme işlemleri tamamlanmış olup 1999 yılı başlarında devreye girmesi beklenen 4096 Kbps kapasiteli asimetrik uydu bağlantısı bu oranı yaklaşık 1/6 değerine iyileştirecektir. Bu oranın özellikle yüksek hızlı ve asimetrik bağlantılar kullanılarak 1999 ilk çeyreğinde 1/4 ve 1999 sonunda da 1/3 civarında tutulması planlanmaktadır.

7.5.2 Cahit Arf Bilgi Merkezi hizmetleri

 ULAKBİM kuruluşunda Ulusal Bilgi Merkezi olarak adlandırılan bilgi hizmetleri biriminin adı, 1998 Şubat ayında 1997 yılı sonunda kaybettiğimiz matematikçi ve TÜBİTAK kurucularından Cahit Arf anısına Cahit Arf Bilgi Merkezi olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik yalnızca basit bir yeniden isimlendirme olmaktan öte, 1998 yılına genel olarak damgasını vuran bir yeniden şekillenme ve yeniden yapılanma sürecinin başlangıcını oluşturmuştur.

 

Cahit Arf Bilgi Merkezi, ULAKBİM kuruluşundan bu yana geleneksel yöntemlerle vermekte olduğu yayın tarama ve belge sağlama hizmetlerini 1998 yılında da aynı yöntemlerle sürdürmüştür. Bu kapsamda 1998 yılı içinde 8000 üzerinde yayın tarama isteği yanıtlanmıştır. İstek sayısının önceki yıllara göre düşük kalmasının temel nedeni yıl içerisinde veritabanlarının güncellenmesi ve tarama sisteminde yenilikler yapılmasının gecikmesidir. İsteklerin yaklaşık % 85'i üniversitelerden, yaklaşık % 10'u da kamu kesiminden gelmiş, daha önceki yıllarda olduğu gibi özel sektör istekleri % 5'in altında gerçekleşmiştir. Bunun yanında, yerinde ve uzaktan belge sağlama yolu ile hizmet vermeyi sürdüren merkez 1998 yılı içinde yaklaşık 245.000 makale belge sağlama yolu ile kullanıcılara ulaştırılmıştır. Bu belgelerin çoğunluğu yerinde hizmet alımı ile sağlanmış, yaklaşık 50.000 belge ise çetitli yollarla uzaktan gelen isteklere yanıt olarak ulaştırılmıştır.

 

Cahit Arf Bilgi Merkezi süreli yayınlar koleksiyonu 1999 yılı abonelik listelerinin hazırlanması çalışmaları sürdürülmüştür. Sürdürülebilir ve sağlanabilir bir koleksiyon oluşturma koşulu ön plana alınarak yürütülen çalışmalar sonrasında:

  1. ULAKBİM'de kullanımı az ve çoğunlukla belge sağlama yolu ile olan,
  2. ULAKBİM'e fiziksel olarak yakın üniversite kütüphanelerinde bir ya da daha fazla kopyası bulunan,
  3. Abonelik ücreti kullanım sıklığını makul bırakmayacak derecede yüksek olan

dergilerin dereceli olarak elenmesi yoluna gidilmiştir. Bu çalışma sonucunda 1997 yılında kullanılan 5.120 üzerinde başlığı içeren liste, 3.350 civarında başlığa indirilmiştir. 1999 yılı başında tahmini bedelinin 2,2 milyon ABD doları olması beklenen listenin kısmen petin ödeme yolu ile aboneliği yoluna gidilecektir.

7.6 Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi

2547 Sayılı Kanun’un 2880 sayılı Kanunla değişik 7/m maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulu bünyesinde kurulan Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi (SAEMK), başta Türk-Yunan ilişkileri olmak üzere, Türkiye’nin ikili ve çok taraflı uluslararası ilişkilerini ve bölgeyle ilgili konularını kapsayan tarihi, kültürel, siyasi, ekonomik, hukuki, sosyolojik, jeopolitik ve jeostratejik yapıyı, bilimsel yöntemlerle araştırmak amacıyla çeşitli bilimsel projeler hazırlatmak, bu konularda yapılacak akademik çalışmaları yönlendirmek ve teşvik etmek fonksiyonlarını üstlenmiştir.

Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi, 14 üyeden oluşmaktadır. Komite üyelikleri aşağıdaki şekilde belirlenmektedir:

  1. Yükseköğretim Yürütme Kurulu üyeleri arasından Genel Kurul tarafından belirlenen 2 üye,
  2. Üniversitelerde ve üniversite dışındaki stratejik araştırmalarla ilgili bilim adamları arasından Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından belirlenen 7 üye,
  3. Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirlenen 2 üye,
  4. Başbakanlık tarafından belirlenen üst düzeyde yetkili 1 üye,
  5. Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenen üst düzeyde yetkili 2 üye.

7 Kasım 1997 tarih ve 23163 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Stratejik Araştırma ve Etüdler Milli Komitesi Yönetmeliği’nin (e) maddesinin 3. paragrafına uygun olarak alınan ayrı bir kararla, Yunanistan Yürütme Komisyonu (YYK) kurulmuştur. Genel Kurmay Başkanlığı’nda görevli bir başkan ile Ankara Üniversitesi’nde görevli 2 bilimsel başkan yardımcısından oluşan YYK’nın amacı, esas olarak Yunanistan-Kıbrıs ekseninde Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu akademik çalışmaları yönlendirmek ve teşvik etmektir.

YYK tarafından değerlendirmeye alınacak projelerin aşağıda belirtilen temel hedeflere uygun olması gerekmektedir:

  1. Mevcut strateji ve politikalara, bağımsız bilimsel kaynaklarca irdelenmiş alternatifler üretmek,
  2. Akademik derinliği olan bilgi desteği sağlamak, alınmış veya alınacak kararlarla ilgili olarak iç ve dış kamuoyunu akademik zeminde hazırlamak,
  3. Diğer devletlerin uygulamalarıyla ilgili mukayeseler yapılmasına imkan sağlamak,
  4. Ulusal politikaların uygulanmasıyla ilgili gözlem ve değerlendirme yapmak,
  5. Askeri-politik alanları da kapsayan ağırlıklı uluslararası konuların akademik açıdan mevcut ve alternatif stratejiler boyutunda ele alınması,
  6. Yunan tezlerine bilimsel zeminde cevap verebilmek.

SAEMK'e 1998 yılı içinde sunulan toplam 31 projeden 9’u kabul edilmiştir. Kabul edilen projeler şunlardır:

  1. Lozan İhlalleri – Türkiye ve Yunanistan Açısından Karşılaştırmalı Bir İnceleme (Ankara Üniversitesi)
  2. Cumhuriyetin Kuruluşundan Bugüne Çanakkale İli, Gökçeada İlçesi, Bademli Köyü: Tarih ve Bugün (Mimar Sinan Üniversitesi)
  3. Yunanistan’da Etnik Gruplar ve Azınlıklar (Hacettepe Üniversitesi)
  4. Yunanistan Sınırları İçinde Müslüman Cemaat Örgütlenmeleri: Cemmat-i İslamiyeler 1913-1998 (Mersin Üniversitesi)
  5. Balkanlarda Azınlık Sorunları (Dokuz Eylül Üniversitesi)
  6. Türk-Yunan İlişkileri, İlişkilerin Yönelimini Etkileyen Temel Faktörler Üzerine Bir İnceleme (Trakya Üniversitesi)
  7. Yunan Ekonomisinin Stratejik Analizi (Ankara Üniversitesi)
  8. Adalara İlişkin Egemenlik Uyuşmazlıkları (Ankara Üniversitesi)
  9. Türk-Yunan-Kıbrıs İlişkilerine Bilimsel Destek Sağlanması Konusunda Bilgisayar Desteği (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)

Kabul edilen projelerden iki tanesinin ilk taslak sonuç raporları tamamlanmış bulunmaktadır. 1999 yılının ilk aylarında ise SAEMK'e 3 proje teklifi ulaşmış ve bu projeler de değerlendirmeye alınmıştır. Yeni proje teklifleri ulaşmaya devam etmektedir.