Bölüm 3
Üniversitelere Başvuru ve Yerleştirme
3.1 Çeşitli Liselerden Mezun Olan Öğrenci Sayıları
Ülkemizdeki çeşitli liselerden 1998-1999 ders yılında mezun olan öğrenci sayılarının lise türlerine göre dağılımı Tablo 3.1’de gösterilmiştir. Bu tablodan görüldüğü gibi, genel lise mezunlarının toplam mezunlar içindeki payı % 51,7, mesleki ve teknik lise mezunlarının payı ise % 48,3’tür. Liseden mezun olanların yıllara göre değişimi ise Tablo 3.2’de verilmiştir. Buradan görüldüğü gibi, 1982-1983 ders
yılından 179.004 olan lise mezunu sayısı, 1998-1999 ders yılında 541.163’e yükselmiştir.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
(ÖSYM) tarafından düzenlenen yükseköğretime giriş sınavı, 1981-1998 yılları arasında iki basamaklı olarak uygulanmıştır. Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) adı verilen birinci basamak sınavı, Türkçe, matematik, fen bilgisi ve sosyal bilgiler alanlarındaki temel kavramlara dayalı olarak, okuduğunu anlama ve yorumlama yeteneklerini ölçen sınavdır. Öğrenci Yerleştirme Sınavı (ÖYS) olarak adlandırılan ikinci basamak sınavı ise, esas olarak bilgi ölçen bir sınavdır. Üniversitelere yerleştirme, ÖSS, ÖYS ve Ortaöğretim Başarı Puanlarının (OBP) belirli katsayılarla çarpılarak toplanması sonucunda elde edilen yerleştirme puanları ile öğrencilerin tercihlerine göre yapılmaktaydı.1999 yılından itibaren uygulanmaya konulan yeni sınav sisteminde, İkinci Basamak
Sınavı (ÖYS) kaldırılmıştır. Üniversiteye yerleştirmenin, Birinci Basamak Sınavı (ÖSS) sonuçlarına Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanının (AOBP) bir katsayı ile çarpılarak eklenmesi sonucunda hesaplanan yerleştirme puanı ve öğrencilerin tercihlerine göre yapılması kararlaştırılmıştır.Yükseköğretime giriş için:
olmak üzere başlıca üç grup öğrenci
ÖSYM’ye başvurmaktadır. ÖSYM'ye 1999 yılında başvuran 1.479.562 öğrenciden 1.433.717’si ÖSS’ye girmiştir. Başvuran adayların % 36,5’i lise son sınıf öğrencisi, % 41,5’i ÖSS’ye daha önce girip kazanamayanlar, % 22’si ise daha önceki yıllarda bir yükseköğretim programına yerleştirilenlerdir.Tablo 3.1 1998-1999 eğitim-öğretim yılında liselerden mezun olan öğrenci
sayılarının lise türlerine göre dağılımı.Başvuran öğrenci sayılarının yıllara göre dağılımı Şekil 3.1’de, lise son sınıf öğrencilerinin
ÖSYM’ye yapılan başvurular içerisinde payı ise Şekil 3.2’de gösterilmiştir.Şekil 3.1 ÖSYM’ye başvuran öğrenci sayılarının yıllara göre değişimi.
Şekil 3.2 Lise son sınıftaki öğrencilerin toplam başvuru içindeki payı.
Şekil 3.2’den görüldüğü gibi, yükseköğretime giriş kapısının önünde lise son sınıf öğrencilerinin yanında, eski lise mezunlarından oluşan büyük bir kitle bulunmaktadır. Bu kitle, dershanelere devam ederek, kalıplara dayalı çoktan seçmeli problem çözme üzerinde yoğunlaşmakta ve lisede aldığı formasyonu önemli ölçüde yitirmektedir.
Türk yükseköğretim sistemi üzerinde oluşan demografik baskının temel nedeni, genel lise mezunlarının herhangi bir yükseköğretim kurumuna giremedikleri takdirde geçimlerini sağlayabilecek bilgi ve beceriden büyük ölçüde yoksun olmalarıdır. Ülkemizdeki işgücü piyasasında, işe yeni girenler için düzenlenen iş eğitimi programları yaygın olmadığı gibi, genel lise mezunlarımızın eğitimleri itibarıyla bu tür progr
amlara hazır olup olmadıkları da tartışma konusudur.Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Tablo 3.3’te özetlenen projeksiyonlarına göre, yükseköğretim çağ nüfusu (18-21 yaş) 1995’ten itibaren azalma eğilimine girmiştir. Ancak, ortaöğretimdeki okullaşma oranı ise sürekli olarak artmaktadır. Örneğin, 1985-1986’da % 32, 1990-1991’de % 37,6 olan bu oran, 1998-1999’da % 57,7’ye yükselmiştir. Bu nedenle, yükseköğretime giriş için başvuran öğrenci sayısında, son yıllarda görülen durağanlaşma eğilimine rağmen, özellikl
e sekiz yıllık temel eğitimin etkisiyle, önümüzdeki yıllarda artış beklenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan projeksiyonlara göre, 2005-2006 ders yılında ortaöğretimdeki öğrenci sayısı, 1.710.092’si genel liselerde, 2.484.051’i ise mesleki ve teknik liselerde olmak üzere, toplam 4.194.143’e ulaşacak, bu kademedeki okullaşma oranı ise % 79,4’e yükselecektir. Buna göre, önümüzdeki beş yıl içerisinde yükseköğretime giriş için başvuran aday sayısının 2.000.000’u aşacağı tahmin edilmektedir.
Tablo 3.3 Yükseköğretim çağ nüfusunun yıllara göre değişimi
3.3 Yükseköğretim Kurumlarına Yerleştirme
1999-ÖSS’de, adaylara sözel ve sayısal bölümlerden oluşan bir sınav uygulanmıştır. Sözel bölüm Türkçe’yi kullanma gücü ve sosyal bilimlerdeki temel kavram ve ilkelerde düşünmeyi ölçen sorulardan, sayısal bölüm ise matematiksel ilişkilerden yararlanma gücünü ve fen bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerde düşünmeyi ölçen sorulardan oluşmaktadır.
ÖSS’yi kazanan adaylar, meslek yüksekokulları ve açıköğretim programları ile ilgili yerleştirme işlemlerine, ilgili puan türünde 105,000 ve daha yüksek ÖSS puanı aldıkları takdirde girebilmektedirler. Adayların lisans programlarına yerleşebilmeleri için ÖSS’de ilgili puan türünde 120,000 ve daha yüksek ÖSS puanı almaları gerekmektedir. Gerek ön lisans ve açıköğretim, gerekse lisans programlarına yapılacak yerleştirmede, adayların ÖSS puanlarına ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının belli bir ağırlıkta katılmasıyla elde edilen Y-ÖSS puanları ve varsa ek puanları kullanılmaktadır. Özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilmek için ÖSS’de 105,000 ve daha fazla ÖSS puanı, öğretmenlik programları için ise 120,000 ve daha fazla ÖSS puanı almış olmak gerekmektedir.
1999-ÖSS sonucunda, örgün öğretim ile açıköğretim programlarına yerleştirilen toplam 448.475 adayın dağılımı Tablo 3.4’te gösterilmiştir. Örgün öğretime yerleştirilenlerin % 42,3’ü kız, % 57,7’sı ise erkektir.
Tablo 3.4 1999-ÖSS’de örgün öğretim ile açıköğretime yerleştirilen ve kaydolan öğrenci sayıları
Toplam yerleştirilenlerin (açıköğretim dahil) başvurulara oranının yıllara göre değişimi Şekil 3.3'te, yerleştirilen adayların örgün öğretim ile açıköğretime göre dağılımı ise Şekil 3.4'te gösterilmiştir. Açıköğretime olan talebin 1993 yılında maksimum düzeye ulaşması nedeniyle, başvuran adayların yaklaşık % 36’sı bir yükseköğretim programına yerleştirilmiştir. Bu oran, son 6 yıldır % 30 dolayındadır.
Tablo 3.3’ten görüldüğü gibi, örgün öğretimdeki lisans programlarına yerleştirilen öğrencilerin büyük çoğunluğu kayıt yaptırmaktadır.
1999-ÖSS’de kontenjanları boş kalan lisans programlarının dağılımı Tablo 3.5’te gösterilmiştir.1999-ÖSS sonucunda örgün öğretimdeki ön lisans programlarına yerleştirilen öğrencilerin yaklaşık % 22’si, açıköğretime yerleştirilen öğrencilerin ise yaklaşık % 30’u kayıt yaptırmamıştır.
Örgün öğretimdeki ön lisans programlarına olan talebin, lisans programlarına göre düşük olmasının muhtemel nedenleri, meslek yüksekokulu mezunlarına yedek subaylık hakkı verilmemesi ve fakülte diplomasın
a atfedilen sosyal statüdür.Şekil 3.3 Toplam yerleştirilenlerin başvurulara oranının yıllara göre değişimi.
Şekil 3.4 Örgün öğretim ile açıköğretime yerleştirilenlerin yıllara göre dağılımı.
Tablo 3.5 1999-ÖSS’de kontenjanları açık kalan lisans programları.
Açıköğretim kontenjanları 1992 yılından itibaren büyük oranlarda artırılmış, 1999 yılında ie kontenjan sınırı tamamen kaldırılmıştır. Ancak, Tablo 3.6’dan da görüldüğü gibi, açıköğretime olan talep yıllar itibarıyla bağıl olarak azalmıştır. Bunun başlıca nedeni, derece ve kademe ilerlemesi almak amacıyla açıköğretime başvuran devlet memurlarının bu talebinin zaman içinde karşılanmış olmasıdır.
*AÖF Kamu Yönetimi Bölümü hariç.
Vakıf üniversitelerine yerleştirilen toplam 15.987 öğrencinin üniversitelere göre dökümü Tablo 3.7’de verilmiştir. Buna göre, vakıf üniversitelerine yerleştirilen öğrencilerin, toplam örgün öğretime yerleştirilenler içindeki payı % 6’dır.
Tablo 3.7 1999 Yılında vakıf üniversitelerine yerleştirilen öğrenci sayıları.
Yurtdışındaki çeşitli üniversitelere yerleştirilen toplam 4.749 öğrencinin ülkelere göre dağılımı Tablo 3.8’de verilmiştir.
Tablo 3.8 1999 Yılında yurtdışındaki ülkelere yerleştirilen öğrenci sayıları
1999-ÖSS’ye giren 1.433.717 adaydan 105 ve daha yüksek puan alan aday sayısı 1.007.707; 120.00 ve daha yüksek puan alan aday sayısı ise 546.010’dur. Başvuran adaylardan, daha önce sözü edilen 3 öğrenci grubunun başarı oranları Tablo 3.9’da gösterilmiştir. Buradan görüldüğü gibi, ilk sırayı % 36 başarı oranıyla daha önceki yıllarda sınava girip kazanamayanlar almakta, bu grubu % 32,1 başarı oranı ile daha önceki yıllarda sınavı kazananlar izlemekte ve o yılki lise son sınıf öğrencileri ise % 22,6 başarı oranı ile en sonda gelmektedir. Ortaya çıkan bu sıralama, ortaöğretimle yükseköğretime giriş arasındaki kopukluğun açık göstergesidir.
Tablo 3.9 Yerleştirme sonuçlarına göre çeşitli grupların başarı yüzdeleri.
3.4.1 Yeni mezunların yerleşme oranı
Yeni mezunların, açıköğretim dahil, sınavı kazanarak bir yükseköğretim programına yerleşen toplam öğrenci sayısı içindeki payı, 1983’deki % 59,5 değerinden başlayarak sürekli olarak azalmış ve 1998’de % 20,3’e düşmüştür. Bu pay, 1999’da ise % 27,3’e yükselmiştir. 1998’e göre artış oranı % 34,5’tir.
Sadece örgün öğretimdeki ön lisans ve lisans programları göz önüne alındığında, yeni mezunların 1998’de % 28,2 olan yerleşme oranı, 1999’da % 37,5’e yükselmiştir. Buna göre, 1998’den 1999’a artış oranı % 32,9’dur.
3.4.2 Mesleki ve teknik lise çıkışlı öğrenciler
Mesleki ve teknik lise çıkışlı adaylardan meslek yüksekokullarına (
MYO) yerleşen öğrencilerin sayıları ile bu okullara yerleşen toplam öğrenci sayısı içindeki payının son beş yıldaki değişimi Tablo 3.10’da gösterilmiştir.
Tablo 3.10 Mesleki ve teknik lise çıkışlı adaylardan MYO’larına yerleşenler.
Görüldüğü gibi, mesleki ve teknik lise çıkışlı adaylardan
MYO’larına yerleşen öğrencilerin sayıları, 1999 yılında en yüksek değerine ulaşmış ve bir önceki yıla göre % 47,3’lük bir artış göstermiştir. Bu öğrencilerin, MYO’larına yerleşen toplam öğrenci sayısı içindeki yüzdesi de 1999 yılında en yüksek değerine ulaşmış ve bir önceki yıla göre % 30,1’lik artış göstermiştir.Mesleki ve teknik lise çıkışlı yeni mezun adaylardan 1998 ve 1999 yıllarında örgün öğretim ön lisans (MYO) ve lisans programlarına yerleşen öğrenci sayıları Tablo 3.11’de gösterilmiştir.
Eski mezunlar dahil, mesleki ve teknik lise çıkışlı adaylardan örgün öğretim ön lisans (
MYO) ve lisans programlarına yerleşen toplam öğrenci sayısının son beş yıldaki değişimi Tablo 3.12’de gösterilmiştir.
Teknik lise ve endüstri meslek lisesi çıkışlı öğrencilerden 1998 ve 1999 yıllarında teknik eğitim fakültelerine yerleşenlerin sayıları ile bu öğrencilerin teknik eğitim fakültelerine yerleşen toplam öğrenci sayıları içindeki payları Tablo 3.13’te gösterilmiştir.
1998 ve 1999 yıllarında öğretmenlik programlarına yerleşen öğretmen lisesi çıkışlı öğrencilerin sayıları ve bu öğrencilerin öğretmenlik programlarını kazanan toplam öğrenci sayıları içindeki payları Tablo 3.14’te verilmiştir. Öğretmen lisesi çıkışlı adaylardan yeni mezun olanların lisans programlarına yerleşme oranı 1998’de % 52,3 iken, 1999’da % 62,1’e yükselmiştir. Öğretmen liseleri, bu bakımdan fen liseleri (% 76) ve anadolu liselerinin (% 65,1) ardından üçüncü sıradadır.
Tablo 3.14 Öğretmen lisesi çıkışlı adaylardan öğretmenlik programlarına yerleşenlerin sayıları.
1998 ve 1999 yıllarında ticaret meslek lisesi, kız meslek lisesi ve otelcilik ve turizm meslek lisesi çıkışlı adaylardan mesleki eğitim fakültelerine yerleşen öğrencilerin sayıları ile bu öğrencilerin bu fakülteleri kazanan toplam öğrenci sayıları içindeki payları Tablo 3.15’te gösterilmiştir.
1998 ve 1999 yıllarında imam-hatip lisesi çıkışlı adaylardan bazı lisans programlarına yerleşen öğrencilerin sayıları Tablo 3.16’da gösterilmiştir.
Tablo 3.16 İmam-hatip lisesi çıkışlı adaylardan bazı lisans programlarına yerleşenlerin sayıları.
Açıkça görüldüğü gibi, yeni sınav sistemi ile mesleki ve teknik lise çıkışlı öğrencilerin önünün tıkandığı yolundaki iddia doğru değildir. Başarılı öğrencilerin önü her programda açık olduğu gibi, kendi alanlarında devam eden öğrenciler büyük avan
tajlara sahiptirler.1998 ve 1999 yıllarındaki sınavlara giren İletişim Meslek Lisesi kökenli toplam aday sayısı ile bunlardan iletişim fakültelerine ve diğer yükseköğretim programlarına yerleşenlerin sayıları Tablo 3.17’de verilmiştir. Buradan açıkça görüldüğü gibi, yeni sınav sisteminin iletişim meslek liseleri mezunlarının önünü tıkadığı yolundaki iddia da tamamen gerçek dışıdır.
1998 yılında mesleki ve teknik lise kökenli 139.734 yeni mezunun yanında 355.392 eski mezun, 1999’da ise 219.714 yeni mezunun yanında 345.963 eski mezun sınava girmiştir. Mesleki ve teknik liselerin ana amacı, mezunlarına mesleki ve teknik beceriler kazandırmak suretiyle, onların en kısa yoldan iş hayatına atılarak üretken hale gelmeler
ini sağlamaktır. Nitekim, ODTÜ Ekonomi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Aysıt Tansel’in bu konuyla ilgili çalışmasında* , mesleki ve teknik lise mezunlarının iş bulma oranlarının genel lise mezunlarına kıyasla çok daha yüksek olmasının yanında, mesleki ve teknik ortaöğretimin kişisel getirisinin de genel lise eğitimine göre çok daha yüksek olduğu açıkça ortaya konmuştur.Hal böyle iken, mesleki ve teknik lise mezunlarının, akademik eğitimlerindeki eksikliklerini giderebilmek ümidiyle dershanelere yönlendirildikleri, yukarıda verilen sayılardan açıkça görülmektedir. Bu, hem öğrenciler, hem de ülke açısından boşa giden bir yatırım ve büyük bir israftır.
1998 ve 1999 yıllarında mesleki ve teknik lise
¶ çıkışlı son sınıf öğrencilerinden çeşitli lisans programlarına yerleşenlerin sayıları Tablo 3.18’de gösterilmiştir.1998 yılında mesleki ve teknik lise çıkışlı son sınıf öğrencilerinden mühendislik programlarına yerleştirilen 606 adaydan 350’si teknik lise ile endüstri meslek lisesi çıkışlıdır. 1998’de bu iki tür lise çıkışlı toplam aday sayısı 64.962 olduğuna göre, bunlardan mühendislik programlarına yerleşenlerin oranı ancak % 0,54’tür. 1999 yılında ise, mesleki ve teknik lise çıkışlı son sınıf öğrencilerinden mühendislik programlarına yerleştirilen 54
8 adaydan 159’u teknik lise ile endüstri meslek lisesi çıkışlıdır. 1999’da bu iki tür lise çıkışlı toplam aday sayısı 72.379 olduğuna göre, bunlardan mühendislik programlarına yerleşenlerin oranı ancak % 0,22’dir. Son derece düşük bu oranlar üzerinde spekülasyon yapmanın hiçbir anlamı yoktur.Öte yandan, teknik lise ile endüstri meslek lisesi çıkışlı yeni mezun adaylardan teknik eğitim fakültelerine yerleşenlerin sayısı 1998’de 691 iken, bu sayı 1999’da 964’e yükselmiştir. Başka bir deyişle, 1998’den 1999’a mühendislik programlarına yerleşenlerin sayısındaki azalma 191 iken, teknik eğitim fakültelerine yerleşenlerin sayısındaki artış 273’tür. Birçok mühendislik mezununun öğretmenliğe başvurduğu, buna karşılık teknik eğitim fakültelerini
n mezunlarının nerede ise tamamının öğretmen olarak işlerinin hazır olduğu göz önüne alındığında, teknik liselerle endüstri meslek liselerinin yeni mezunlarının yeni sınav sisteminden dolayı mağdur değil, tersine avantajlı oldukları açıkça görülmektedir.Mesleki ve teknik lise mezunlarının 1999 yılına kadar ne ölçüde yanlış bilgilendirilerek, dershanelere yönlendirildiklerine ilişkin iki önemli göstergeyi ayrıca belirtmekte yarar vardır.
Bu göstergelerden birincisi, 1999’da 288 teknik liseden, ÖSS-SAY puanına göre lise ortalaması 120’den yüksek olan teknik lise sayısının sadece 42 olduğudur. Başka bir deyişle, 288 teknik liseden sadece 42’sinin ortalama öğrencisi, ÖSS’de 120’nin üzerinde puan alarak lisans programlarına aday olmaya hak kazanabilmektedir. Aslında, lisans programlarına yerleşme 135 puandan itibaren başlamaktadır. 1999 yılında, ÖSS-SAY puanına göre lise ortalaması 135’in üzerinde olan teknik lise sayısı ise sadece 4’tür.
İkinci önemli gösterge ise şudur: 1998’de 4.834 lisenin mezunları sınava girmiş ve bunlardan 1.093’ünün birincisi herhangi bir yükseköğretim programına yerleşememiştir. Sınavı kazanamayan 1.093 lise birincisinin % 75’i (822), mesleki ve teknik lisedendir. 1999 yılında ise 5.845 lisenin mezunları sınava girmiş ve bunlardan 1.
311’inin birincisi herhangi bir yükseköğretim programına yerleşememiştir. Sınav kazanamayan 1.311 lise birincisinin % 76’sı (993), mesleki ve teknik lisedendir.Alan puanı ve ek puan uygulanması suretiyle, mesleki ve teknik lise mezunlarının yükseköğretime geçişte dershanelere mahkum edilmelerinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı açıktır.
Bu husus, ebeveynler ve öğrenciler tarafından zaman içinde iyice anlaşıldığında, mesleki ve teknik ortaöğretim ülkemizde gerçekten rayına oturmuş olacaktır. Eğer bu yeni düzenleme yapılmamış olsaydı, mesleki ve teknik lise mezunu gençlerimiz dershanelerde mesleki ve teknik becerilerini kaybetmeye devam edeceklerdi.