| Sayfayı Yüklemek İçin Tıklayınız. |
| YENİ GENÇLİĞE ULAŞMAK
Gençler arasındaki yabancılaşma ile alarma geçen Japon eğitimciler, yeni öğretim yolları arıyorlar. Hideko Takayama (Newsweek Dergisi, 6 Eylül 1999, Sayfa: 60-61) Keiko Okuchi, oğlu Takuo gibi gençlerin okulu bırakmamaları için okul kurdu. Takuo, ergenlik döneminde okula gitmek istemediğinde, Okuchi on yıldan fazla bir süredir ilkokul öğretmenliği yapıyordu. Okuchi, oğlunun öğrenme isteğini artırmak ve ona şevk vermek için birkaç yıl uğraştı. Sonunda, 1985 yılında, gençleri kuralcı Japon eğitiminden kurtarmak için Alman okulundan model aldığı Tokyo Shure’u kurdu. Şu anda 30 yaşında olan Takuo, yer ve gökbilimcisi oldu. Annesinin okulu da son derece başarılı oldu. Japonya’da kurulan “özgür okulların” ilki ve belki de en meşhuru olan Tokyo Shure’un, başkentteki üç şubesinde toplam 200 kayıtlı öğrencisi bulunmaktadır. Okuchi, “Gençlerin diğerleri gibi olamazlarsa kendilerini değersiz görmeleri beni endişelendiriyor. Bu görüş yanlıştır” demektedir. Bugünlerde sorun, öğrencilerin okul arkadaşlarına uyum sağlamalarının çok ötesine uzanmaktadır. Geleneksel eğitimciler, devlet okulu ile sosyal değişim baskıları nedeniyle yabancılaşan bu gençlerin arasında yaşanan şiddet, intihar ve derse girmeme nedenleriyle endişelenmektedirler. Çekirdek ailelerin çoğalmasıyla, bu gençler daha önceki nesillerden giderek uzaklaşmaktadırlar. Aileleri tarafından şımartılmış ve hiç zorluk çekmemiş gençler, giderek alaycı ve dengesiz olmaktadırlar. Son derece zor giriş sınavları için yapılan çalışmalar, fen ve matematik bilgileri en üst düzeyde olan ancak, bu konulardan nefret eden gençlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İlk ve ortaokul öğrencileri arasında 30 günden fazla devamsız olanların sayısı 1991’den buyana ikiye katlanarak geçen yıl 128.000’i bulmuştur. Kontrol edilmesi güç çocukları okulda tutamadığı için umutsuzluğa düşen Eğitim Bakanlığı, geleneklerine bağlı Japon halkı için çok yumuşak ve deneme safhasında olduğu için uzun zamandır kabul görmeyen “serbest eğitimin” meziyetlerini incelemeye başlamıştır. Bu, Tokyo Shure ve ülkenin değişik bölgelerine yayılmış 70 alternatif okulun felsefesi için oldukça büyük bir zaferdir. Her ne kadar öğrenciler lise ve üniversite giriş sınavlarına kendi istekleri doğrultusunda katılıyorlarsa da, bu okullar işe, bu sınavlar için yapılan ezberciliği kaldırmakla başladı. Okuchi, Shure’nin Tokyo’nun banliyölerinden Oji’de bulunan şubesinde öğrencilerle şakalaşıp sohbet ettiği gezisini henüz tamamladı. İlkokul öğrencileri mum yapımıyla uğraşırken, daha büyük öğrenciler sınıf bülteni hazırlamak veya gitar dersleri almakla meşgullerdi. Lise öğrencileri ise Yunan mitolojisi dersi alıyorlardı. Öğrenciler her yıl kendi ders programlarının hazırlanmasına yardım etmekte, bir proje hazırlamakta (örneğin, sıcak hava balonu hazırlayıp uçurmak) ve konuşmacı konukları belirlemektedirler (örneğin, Kuzey Kutbu buzullarını tek başına geçen maceraperest Mitsuro Ohba). Özgürlük, 11 yaşında derslere devam etmemeye başlayınca annesi tarafından Tokyo Shure’ye gönderilen Sho Hosaka gibilerinin hoşuna gidiyor. Sho, “Çok sıkılmıştım” diyor. Şimdi 16 yaşında olan Sho, bilgisayar meraklısı babasının izinde gitmekten son derece mutlu ve Tokyo Shure’nin İnternet sitesini yönetmekte. Sho’daki değişiklik, belki de tüm Japon okulları için eğitici olmalıdır. 33 yıllık ortaokul öğretmeni ve “Çöken Okul Sistemi” kitabının yazarı Ryoichi Kawakami, “Yeni neslin okuldan uzaklaşmasının nedeni, formül ezberlemekten sıkılmak kadar basit bir şey değil” diyor. Korumacı ebeveynler tarafından ilk çocukluk yıllarında üstüne çok düşülen Japon gençleri, daha sonraları giriş sınavları için sıkı bir şekilde çalışmaya zorlanınca, içlerine kapanıyorlar. Kawakami, “Özellikle son 10 yılda, Japonlar başkalarıyla ilişki kurmada zorluk çeken, sadece kendilerini ve rahatlarını düşünen antisosyal bir neslin büyümesine tanık olmaktadır” diyor. Kawakami’ye göre böylesi gençlerin ortaya çıkışı, politik ve ekonomik bir monotonluk içine saplanmış bir toplumda yollarını bulmaya çalışan ebeveynlerinin içinde bulunduğu zor durumu yansıtıyor. Çocuklar sadece okulu değil, aynı zamanda toplumu da terkediyorlar ki bu da artan şiddet ve intihar olaylarını açıklıyor. “Japonların şu andaki seviyeye ulaşması 50 yıllarını aldı” diyor Kawakami ve ekliyor, “Mantıklı bir eğitim sistemini tekrar kurmaları bir 50 yıl daha alacak gibi gözüküyor.” İş başı yapıldı. 1990’dan bu yana, yerel eğitim daireleri yeni programlar sunarak okulu bırakanların 700’den fazla devlet okuluna tekrar girmelerini sağlamıştır. Yemek dersi görünümündeki bir ders, aslında sosyal bilimlerdeki temel becerileri öğretmektedir. 13-15 yaş arası çocuklar önce menüyü hazırlıyor, daha sonra bakkala giderek gerekli malzemeleri alıyor ve hep beraber pişiriyorlar. Tokyo yakınlarındaki bir şehir olan Omiya’da buna benzer bir programı yürüten Kazuko Mizoguchi, “Mahalle bakkalına gidip birkaç soğan istemek bu öğrenciler için bir macera” diyor. “Yabancı biriyle konuşmak çocuklara güven kazandırıyor, yemeği diğer çocuklarla birlikte yemek ise onların iletişim kurmayı öğrenmesi için büyük bir şans.” Doğru, fakat üzücü.
|