>DUYURU

04.01.2003 Tarihli Yeditepe Üniversitesi'nde "ABD 'deki İlk Türkler " Konulu Sempozyumdaki Konuşması


 Yazıcıdan Çıktı almak için Tıklayınız

     (Banttan deşifre edilen metin)

Kemal GÜRÜZ

         Yeditepe Üniversitesi kampusundan içeri girip de bir Türk olarak heyecanlanmamak gurur duymamak mümkün değil. Ben bu hazzı birçok kez yaşadım, bugün çok daha fazlasıyla yaşıyorum, fevkalade heyecanlıyım,onun için sürçü lisan edersem bağışlanmamı rica ediyorum.

        Bu kampusa girdiğinizde Selçuklu mimarisinin stilize edilerek günümüze yansıtılmış en güzel örneklerinden birini görürsünüz. Bu kampusta Türkiye’nin önde gelen bilim adamlarının önderliğinde şu anda en ileri düzeyde bilimsel araştırmaların yapıldığını görürsünüz. Başka bir köşesinde kitlesel eğitim yapıldığını görüyorsunuz. İşte bugün biraz önce bu sahnede sergilenen ve daha sonra bu sempozyumda ifade edilecek, hem göze, hem ruha, hem beynimize hoş gelen kültürel faaliyetlerin yapıldığını görüyorsunuz. Bu kampusta Türk insanının Büyük Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyeti aşma azmini görüyorsunuz. Bütün bunların altında bu kampusta değerli dostum Sayın Bedrettin Dalan’ın ruhunun güzelliklerini görüyorsunuz,beyninin işlekliğini görüyorsunuz,kalbini dolduran sevginin izlerini görüyorsunuz. Sağolun efendim, sizi kutluyorum.

 Ayrıca ifade etmek istiyorum ki, benzer güzellikleri kimi zaman daha fazla, kimi zaman daha mütevazi şartlarda olmak üzere, Türkiye’nin dört bir tarafından görüyorsunuz; 76 üniversitemizde görüyorsunuz. Cumhuriyetin kaleleri olan, büyük Türk milletinin kaleleri olan 76 tane üniversitemizde görüyorsunuz. Kars’ta Kafkas Üniversitesi, Muğla’da Muğla Üniversitesi, Edirne’de Trakya Üniversitesi’nde, Van’da 100.Yıl Üniversitesi’nde, Samsun’da 19 Mayıs Üniversitesi’nde, Mersin’de Mersin Üniversitesi’nde, yurdumuzun dört bir yanında Türk kültürünü bulabiliyorsunuz. Nerelerden bugünlere geldik. 1923 yılında 2914 yükseköğretim öğrencisi var Türkiye Cumhuriyeti’nde;. 307 tane de öğretim akademik personel var. Bir tek de Darülfünun var. Geçtiğimiz yıl itibariyle 1.677.936 öğrenci 76 üniversitemizde öğrenim görüyor. Bunların 53 tanesi devlet üniversitesi, 23 tanesi vakıf üniversitesidir. 71.290 akademik personel orada görev yapıyor. Yani 80. yılına girdiğimiz Cumhuriyet döneminde yüksek öğrenim sistemi 500 kat  büyümüş. Bunun  dünyada başka bir  örneği  yok. Bundan 20 yıl önce 300 civarında olan yayın sayımız 9000 e yükselmiş, Yani 20 yılda 30 kat artış. Bütün bunlardan herkesin gurur duyması lazım. Bütün bunlar nasıl oldu ? Bütün bunlar yıkılan, çöken, dağılan, tasfiye edilen bir imparatorluktan 35 devletle birlikte doğan, Büyük Atatürk’ün önderliğinde kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde oldu. Düşünün, 1.200.000 kişi o çöküş döneminde bu topraklardan göç ediyor.Ben onların göç ettiği topraklardan Amerika’daki eyaletlerden bir tanesinde, Messachusetts’te 3 yıl yaşadım. Biraz önce resimlerini gördüğünüz vatandaşlarımızın izlerini maalesef orada göremedim: Buna mukabil diğer topraklardan gelen insanların hepsinin izleri orada var. Düşündüm niye acaba izler kalmadı. Sebeplerden bir tanesi ortada gözüküyor: O da şu : kadınımız toplumda o zaman yer almamış. Kadının olmadığı yerde, kadının erkekle eşit hatta erkekten üstün konumda, bir arada olmadığı yerde medeniyet de olmuyor, kalıcılık da olmuyor. Türkiye Cumhuriyeti kadınlara seçme ve seçilme hakkını Avrupa devletlerinin bir çoğundan daha önce vermiş bir ülkedir. Türkiye Cumhuriyetini iyi anlamak lazım. Çöken bir imparatorluğun ardından, dört bir taraftan değişik inançlara sahip, değişik etnik kökenlerden gelen, değişik lehçeleri konuşan, çeşitli inançlara sahip milyonlarca insan geliyor Anadolu’ya. Bizim atalarımız 1071 de geliyor bu topraklara. Bizden önce de burada yaşayan insanlar vardı. Bunların hepsi gönüllü olarak birleşip düşmanı kovuyor ve Büyük Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti devletini kuruyor, Türk Milletini yaratıyor. Vazgeçilmez, asla taviz verilmeyecek 3 tane çok önemli vasfı vardır Türk milleti ve Türk devletinin. Bunlardan bir tanesi laikliktir. Laiklik ilkesi din ile devlet işlerinin ayrılmasını çok aşan bir tanıma sahiptir müslüman bir toplumda. Bizim toplumumuzda laiklik şeri hukuk kurallarının yerini pozitif hukuk, yani insan aklının süzgecinden geçmiş hukuk kurallarının almış olmasıdır. İkinci büyük karakteristiği devletimizin, milletimizin dil birliğidir. Asla taviz vermeyiz dil birliğinden, vermeyeceğiz. Üçüncüsü hak ve fırsat eşitliğidir. Yani hiçbir şekilde etnik kökenine diline inancına cinsiyetine bakılmaksızın, kan hukukuna bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyetinin tüm vatandaşlarının hak ve fırsat eşitliğine sahip olduğu Anayasal kavramdır. Bu da genç Türkiye Cumhuriyetinin birçok Avrupa ülkesinden önce gerçekleştirdiği fevkalade büyük bir başarıdır.

         Değerli konuklar, biraz önce bu sahnede çok büyük bir güzellik sergilendi. Sizlere anlatmaya çalıştığım imparatorluğun dört bir tarafından gelmiş insanları gördük. Bu topraklarda yaşayan insanları gördük. Bu bir mozaik filan değil, bu bir ebru. Yani bu bütünü meydana getiren unsurların tek tek güzelliklerin toplamından çok daha büyük bir güzellik gördük. Bu bir mozaik değil, ebrudur. Mozaik çatlar, ebru çatlamaz. Bütünü meydana getiren parçaların tek tek güzelliğinden daha güzel olan da Türk Milletidir. Onun için bize bu güzellikleri bahşeden insanı, bu yüce büyük bilim mabedinin yüce çatısı altında şu sözlerle anmak istiyorum. Devletimizin kurucusu Türk milletinin banisi Büyük Atatürk’ü şu sözlerle anmak istiyorum.

       Yoksa içinde Büyük Atatürk’e karşı sonsuz saygı, sevgi, şükran ve minnetin Bırak Türküm demeyi, sen insan bile değilsin...............

Yazıcıdan Çıktı almak için Tıklayınız
 
 

 

 

| Sayfa Başına Dön |

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 06539 Bilkent-Ankara

 

 

Tel: +90(312)298-7000   Fax: +90(312)266-4759

 

 

e-posta: webadmin@yok.gov.tr

url:http://www.yok.gov.tr