|
ULUSLARARASI YÜKSEK ÖĞRETİM KONFERANSI
14-15 KASIM 2005
Saygıdeğer konuklar, değerli meslektaşlarım ve değerli basın mensupları. Yükseköğretim Kurulu tarafından düzenlenen konferansa hoş geldiniz, hepinizi sevgi ve saygı ile selamlamak istiyorum.
Öncelikle, başta YÖK Başkanvekili Aybar Ertepınar olmak üzere, konferansı düzenleyenlere, katkı veren konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ediyorum.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak, yükseköğretimi konu alan uluslararası bir konferans nedeniyle sizleri ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum.
Saygıdeğer Katılımcılar,
İlköğretimden yükseköğretime kadar, tüm basamaklarıyla eğitim-öğretim, her ülke için elbette büyük önem taşımaktadır. Ancak, Türkiye gibi, büyük bir genç nüfusa sahip ülkeler için bu önem daha da artmaktadır.
Ülkemiz, genç nüfusa sahip olma açısından son derece zengin ve şanslı bir ülkedir. 2003 yılında yapılan bir araştırmanın; 2005 yılı için ortaya koyduğu projeksiyon son derece çarpıcıdır. İlgili araştırmaya göre: 3-25 yaş grubu diğer bir ifade ile ülkemizde, okul öncesinden yükseköğretime kadar eğitim-öğretimin her kademesini kapsayan çağ nüfusumuz, toplam nüfusumuzun %43'ünü oluşturmaktadır. Bu sayı ise 30.789.000'dur.
Bugün yükseköğretimdeki öğrenci sayımız açıköğretim dahil yaklaşık 2.200.000'dir:(1.350.000'si örgün, 750.000 ‘i açıköğretim, 130.000'si ise lisansüstü)
Türkiye, yükseköğretim talebini karşılayabilmek için, özellikle son 20 yılda büyük bir atılım içine girmiştir. Bu zaman diliminde, üniversite sayısının 19 ' den 77'ye çıkması, daha önce üç büyük kentte toplanan üniversitelerin tüm yurda yayılması, bu atılımın kayda değer göstergeleridir.
Bu gelişmede, Türk eğitim tarihine 24 yıl önce giren yükseköğretim Kurulunun büyük katkısı o!muştur. Türkiye'de merkeziyetçi yapısı nedeniyle eleştirilen YÖK nedir? Başkanlığını yürütmekte olduğum YÖK, özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip anayasal bir kuruluştur. YÖK'un temel işlevi, tüm yükseköğretimi düzenlemek ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön vermektir. YÖK, kurulduğu günden beri bu hedeflerinde ne kadar başarılı olmuştur? Bu soruyu yanıtlayabilmek için, son 20 yılda araştırma performansımızı ve üniversitelerimizin öteki alanlarda ulaştığı yerin bilinmesini gerektirmektedir. Şu kadarını söyleyeyim, Türkiye, son 20 yılda araştırma faaliyetlerinin en önemli ölçütü olan yayın sayısı bakımından 50. sıralardan 20. sıralara kadar yükselmiştir. Son 10 yılda, yayın sayısındaki artış hızı bakımından, Güney Kore'den sonra 2.sıraya kadar çıkabilmiştir.
Şu gerçeğin bilinmesinde yarar görüyorum: Özellikle son 60 yıldır, Türkiye'de siyasi iradenin zaman zaman yükseköğretime müdahalesi genellikle olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Bu anlamda YÖK, siyasi iradenin Türk yükseköğretimine müdahalesini engelleyebilme hukuki imkanlarına sahip bir anayasal kurumdur.
Ancak şu gerçekler de önümüzde bulunmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi, Türk yükseköğretiminin de önemli sorunları bulunmaktadır. Yalnız yaşanan güncel sorunlar bağlamında değil, bir bütünlük içerisinde Türk yükseköğretimin, tüm yönleriyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu gereklilik, yükseköğretim sistemimizin yapılanma kusurundan çok, işin doğasından kaynaklanmaktadır.
Çünkü eğitim-öğretim, her ülkede olduğu gibi çok dinamik bir yapı göstermektedir. Bu durum elbette gelişmeyi, değişimi ve kabuk değiştirmeyi zorunlu kılmaktadır.
Bu amaçla, biz, yükseköğretim Kurulu bünyesinde, geçtiğimiz Mart ayında, "Stratejik Gelişme Komisyonu" adlı bir çalışma grubu oluşturduk. Benim başkanlığımda 6 arkadaşımın yer aldığı çalışma grubu, hemen çalışmalarına başladı. Bu toplantı bu grubun çalışmalarının ilk ürünü.
Çalışmalarımızda, Türk yükseköğretiminin yapısını, sorunlarını ve performansını ele almak istiyoruz.
Dünyada üniversitelerin nasıl yapılandığını, kendini nasıl yenilediğini, Bizim üniversitelerimizin kendini yenilemede hangi noktada bulunduğunu mercek altına almak istiyoruz.
Avrupa yükseköğretim sisteminin yapısında, bir bütünselliğe gidebilmek amacıyla oluşturulan Bologna sureci, bizim de içinde yer aldığımız bir oluşum. Bologna sureci bize, Türk yükseköğretiminin dünyadaki yerini belirleme bakımından önemli ip uçları ve öz değerlendirme bilgileri veriyor. Bu nedenle Bologna surecindeki gelişmeleri yakından izliyor ve bu oluşuma çok önem veriyoruz.
Burada şu noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Biz, tüm çalışmalarımızda, Dünya üniversitelerinin yaptıklarının taklitçisi olmak istemiyoruz. Dünyanın belli başlı üniversitelerini inceleyerek mevcuda katkı getirecek çalışmalar içinde bulunmayı hedefliyoruz.Türk yükseköğretim sisteminde yeni yapılanma arayışı çalışmalarımızda, başka ülkelere de model olabilecek bir yükseköğretim sisteminin yaratıcısı olmayı arzulamaktayız.
Özellikle değerli rektör arkadaşlarıma şunu belirtmek istiyorum: Yapacağımız çalışmalarla elde edeceğimiz sonuçları, merkeziyetçi bir yaklaşımla üniversitelere kabullendirmek gibi bir tutum içinde olmayacağız. Üniversiteler, tasarladığımız değişimi, tartışarak kendi iradeleriyle belki yeni açılımlara da giderek uygulayacaklardır.
Değerli katılımcılar,
Bugün Türkiye'nin en büyük eğitim sorunlarından biri, belki de en önde geleni, üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemidir. ÖSS olarak adlandırılan bu sistem, nicelik sorunu ve ülkemizin diğer özel koşulları nedeniyle, güvenilirliğinde kuşku duyulmayan, merkezi çoktan seçmeli bir sınavla gerçekleştirilmektedir. Bu gerçeklere rağmen ÖSS, Türk eğitim sisteminin günah keçisi durumuna getirilmiştir. Mevcut yapımızda, sınav sisteminde herkesi memnun edecek köklü çözüm getirmek zor görülüyor. Biz bu çalışmanın bütünlüğü içinde, kendi koşullarımıza en uygun sınav sistemi modelini de oluşturmanın arayışı içinde olmaya devam edeceğiz.
Bu konferansın ve bunun devamı niteliğinde, Şubat ayı içinde, Çankaya'da Cumhurbaşkanlığımızın başkanlığında gerçekleştirmeyi arzuladığımız ikinci toplantının, sıraladığım sorunlara çözüm bulmada bize ışık tutacağına inanıyorum.
Konferanstaki konuşmalarıyla ve tartışmalarıyla, bize katkıda bulunacak saygıdeğer bilim insanlarına şimdiden teşekkürlerimi sunar, Konferansın başarılı geçmesini dilerim.
Erdoğan TEZİÇ |